DENİZ GEZMİŞ VE ARKADAŞLARI ŞAFAK VAKTİNDE ANILDI

270

Nilgün KAYA

Deniz Gezmiş, Hüseyin İnan ve Yusuf Aslan’ın idam edilişlerinin 47. Yıldönümünde,  Ayvalık’ta şafak vaktinde anıldı.

68 kuşağının gençlik hareketi liderlerinden olan ve yargılandıkları sıkıyönetim mahkemesince idam cezasına çarptırılan ve 6 Mayıs 1972 tarihinde Ankara Merkez Kapalı Cezaevinde idam edilen Deniz Gezmiş, Hüseyin İnan ve Yusuf Aslan için Ayvalık’ta anma töreni düzenlendi.

Çamlık Paşa Limanı’nda saat 06.00’da bir araya gelen Ayvalık Demokrasi Güçleri,  deniz kıyısında saygı duruşunda bulundu. Tören de  denize karanfiller bırakıldı. EMEP İlçe Başkanı Musa Metin tarafından okunan ortak açıklamada, “Bugün 6 Mayıs, bundan tam 47 yıl önce, Deniz, Yusuf ve Hüseyin idam edildi. 47 yıl oldu, onların mücadelesi, halka bağlılıkları ve cesaretleri bir gün bile unutulmadı, unutulmayacak.  Onları asanlar, idam ipini boyunlarına geçirenler Denizleri asmak çözüm olur sanıyorlardı ancak beklentileri yerle bir oldu.  Denizler 47 yıldır yüzlerce binlerce gencin adında, mücadelesinde, kararlılığında, cesaretinde yaşıyor, yaşamaya da devam edecek. Her geçen yıl Denizleri ve mücadelelerini hatırlamak, emperyalizme karşı açıktan ve örgütlü bir savaşımın içerisinde yer almak isteyen gençlerin sayısı çoğalıyor. Çünkü 47 yıl öncesinde olduğu gibi bugün de Denizleri idam eden düzenin temsilcileri iktidardalar. Uluslararası sermaye güçleri ve onların yerli işbirlikçileri dünyanın her tarafını yağmalıyor, kapitalizmi, barbarlığı en ücra köşelere kadar götürüyor. Onların yerli işbirlikçileri Türkiye’den Venezuela ve Latin Amerika’ya, Suriye ve Ortadoğu’dan Afrika’ya ırkçı, gerici, mezhepçi savaş politikalarından vazgeçmiyor, dünya halklarının barış ve özgürlük özlemlerine yağma, savaş ve sömürüden başka cevap vermiyorlar. Onlar iktidardan defolup gidene kadar, halkların, işçileri-emekçilerin özgür ve eşit dünya özlemleri gerçekleşene kadar Denizler tam bağımsız ve demokratik Türkiye mücadelesinin, sınıfsız bir toplum kavgasının en önünde koşmaya devam edecek.  Emperyalistlerin yerli iş birlikçisi tek adam yönetimi ve arkasındaki sermaye güçleri, her geçen gün ülkemizi Ortadoğu bataklığına sokmaya devam ediyor, emperyalist savaş politikalarının parçası oluyorlar. Bir yandan ‘Amerikan emperyalizminin karşısındayız’ derken, bir yandan Rusya’yla S-400 füze anlaşmaları yapıyorlar. Bir yandan Venezuela’ya destek açıklamaları yapıyor öte yandan Türkiye’nin NATO üyeliği ve emperyalist devletlerle olan göbek bağı devam ediyor. İşte bugün, NATO Genel Sekreteri Stoltenberg ülkemize geldi.  Buradan sesleniyoruz, ülkemizi, geleceğimizi, emperyalizmin askeri birliklerine, ticaret örgütlerine teslim etmeyeceğiz. NATO’su da, İncirlik Üssü de, yerli işbirlikçileri de defolup gidecek, biz kalacağız.  Bir kez daha Denizlerden devraldığımız mücadele bayrağı ile buradan hep birlikte haykırıyoruz; Emperyalistler işbirlikçiler 6.  Filoyu unutmayın.  Tek adam yönetimi ve arkasındaki sermayedarlar kendi gemilerini kurtarmanın peşinde, ekonomik programlarıyla Türkiye gençliğini ucuz iş gücü sömürüsüne ve karanlık bir geleceğe mahkûm etmek istiyor. Bu krizi yaratanlar da krizin tüm yükünü bizlere, emekçi halka yükleyenler de bir avuç sermaye sınıfı ve onları temsilcisi tek adam rejimidir.  Kapitalist emperyalist sistemin dünyanın her yerinde ezilen halkları, emekçilere, işçi sınıfına ve gençliğe yaşattığı cehennemi görmek, alternatifini yaratmak için Denizleri anlamak zorundayız.  İşte Denizler tam da bu sorunların, emperyalist kuşatmanın, dünyanın bir avuç kan emici arasında paylaşılmasının, Türkiye’yi yönetenlerin bu kan emicilerle kurduğu ekonomik ve askeri ilişkilerin karşısındaydı. Türkiye’nin bağımsız bir ülke, emperyalist kuşatmanın karşısında yer alan, işçilerin-emekçilerin yönettiği bir ülke olması için savaşıyorlardı. Onlar şunu gösterdiler; örgütlü mücadele her şeydir, ancak örgütlü bir mücadeleyle emperyalist kuşatmaya, ideolojik-politik saldırılara karşılık verilebilir. Deniz’i Deniz yapan örgütlü yaşamı, örgütlü mücadelesinin halka bağlılığı, mücadelenin en sert dönemlerinde örgütüyle izlediği mücadele taktikleriydi. Bugün Emek Gençliği, Denizlerden devraldığı bayrağı taşımaya devam ediyor. Türkiye’nin dört bir yanında ülkenin gidişatından rahatsız olan, gelecek kaygısı ile boğuşan, bu düzenin değişmesi gerektiğini düşünen kardeşler. Örgütlenmek, birleşmek, mücadele etmek zorundayız. Çünkü biliyoruz ki düşmanımız, sermaye sınıfı örgütlü hareket ediyor. Bizim örgütlülüğümüzden ise korkuyorlar, bir araya gelmemiz, üretmememiz, tartışmamamız için bütün olanaklarını seferber ediyorlar. Çünkü biliyorlar, örgütlenirsek, özlemlerimize, taleplerimize sahip çıkarsak onların sonu olacak. 200 yıldır inşa ettikleri barbarlık düzeni, sömürü ilişkileri tuz buz olacak. Eşit ve özgür bir dünya kuracağız, birlikte yaşayacağız, birlikte üreteceğiz. İşte bu korkuyu biz iyi tanıyoruz, Denizler 47 yıl önce tam da bu nedenle idam edildiler.  Ancak korktukları başlarına gelecek, mutlaka biz kazanacağız. Sermaye güçleri korksun, hatta titresin; çünkü tek bir geri adım atmayacağız. İstediğimizi alana, başka bir dünya kurana kadar mücadele edeceğiz. Biz bu kararlılığı Denizlerden devraldık. Burada yüzlerce genç Denizlere verdiğimiz sözü bir kez daha yineliyoruz. Etkinliğimiz bitecek, iş yerlerimize, okullarımıza, mahallerimize döneceğiz. Ancak mücadeleyi büyüterek, daha da kararlı, daha da cesaretle döneceğiz. Üniversitelerde demokratik-özerk üniversite için, liselerde parasız-bilimsel eğitim, sınavsız üniversite hakkı için, mahallelerde uyuşturucuya-yozlaşmaya karşı, işsizlik ve yoksulluğa mahkum olmamak için, fabrikalarda insanca bir yaşam ve insanca bir ücret için, eşit ve özgür bir ülke mücadelesiyle döneceğiz. Örgütlenmeye, çoğalmaya, her yerde olmaya, bulunduğumuz her alanda sözümüzü söylemeye devam edeceğiz. Denizlere verdiğimiz sözü tutacağız, bağımsızlık, demokrasi ve sosyalizm için mücadelemizi büyütecek, onları idam edenlerin düzenlerini yıkacağız” denildi.