GÜMÜŞLÜ FABRİKASI EL DEĞİŞTİRDİ

Fotoğraf Kadri KAYA

Nilgün KAYA

Ayvalık’ta yapımı 19. Yüzyıl sonlarına tarihlenen Gümüşlü tarihi prina fabrikası ve sabunhane el değiştirdi. Ayvalık’ın Gömeç ilçesi sınırında bulunan, Eminzade ailesine ait Gümüşlü Sabunhanesi’ni, Alaçatı’da ilk sörf okulunu açan ve yıllardır Ayvalık’ta yaşayan Tunç Cecan şubat ayında satın aldı.

Fotoğraf: Kadri KAYA

Sakarya Mahallesi Gümüşlü mevkindeki fabrika, 1938 yılında Mehmet Eminzade tarafından tekrar işletmeye açıldı. Mehmet Eminzade’nin vefatından sonra kızının yönetiminde 1 yıl daha faaliyete devam eden fabrika kapılarını 70’li yılların başında kapattı. Ayvalık’ın zeytin endüstri yapıları arasında önemli bir yeri olan Gümüşlü Sabunhanesi’nin kent yaşamına yeniden kazandırılması gündemde.

Fotoğraf: Kadri KAYA
Arda KAYNAK

“KAÇ SENEDİR ÇİVİ ÇAKILMAYAN BİR YER AYAĞA KALKACAK”

Fabrikanın da bulunduğu arazi ile birlikte toplam 72 dönümlük alanın uzun yıllardır satılık olduğunu ifade eden Eminzade ailesinden Arda Kaynak, “Söz konusu araziler annem ve kardeşleri ile birlikte toplam üç kişinin Üzerine kayıtlı. Aileyi temsilen satış işlemleri ile ben ilgilendim. Satılık olan alan içerisinden Gümüşlü eski Zeytinyağı-Prina Fabrikası ve Sabunhanesinin bulunduğu parsel ile karşı tarafında bulunan ve eskiden fabrika çalışanlarının kaldığı yapıların yer aldığı toplam 29 dönümlük, iki parselin satışı yapıldı. Satın alan kişi de Türkiye çapında tanınan bir ailenin üyesi olan Tunç bey. Şunu belirtmeliyim ki; 6.5 ay süren bir satış süreci oldu. Bu kadar büyük ve tarihi değeri olan bir yerin satışında iki tarafın da güven sağlaması ve satış işlemleri için ciddi ve yorucu bir süreç yaşandı. Ancak her iki taraf da anlayış çerçevesinde sabır ile hareket ederek, çıkarılan zorlukları aşmayı başardı. Tunç Bey, belirttiğim gibi arsanın tamamını değil sadece fabrikanın bulunduğu ön iki araziyi, şu an sahibi olduğu Ayvalık At Çiftliğini arka parsele taşımak ve ön tarafı yani esas fabrika binasının bulunduğu alanı Ayvalık’a geri kazandırmak amacıyla satın aldı. Fabrikayı Tunç bey gibi birisi aldığı için memnunuz. Kaç senedir alanın büyüklüğü, restorasyon masrafı ve anıtlar kurulu ile yaşanan sıkıntılı süreçler nedeiyle yıllardır çivi çakılmayan bir yeri ayağa kaldıracak.” dedi

Fotoğraf Yakup İçten koleksiyonundan
Yakup İÇTEN

“MÜZE OLMASINI İSTERDİM”

Eminzade ailesi üyelerinden olan Yakup İçten, gerek babasının fabrika müdürü olması gerekse fabrika binasında doğduğu için Gümüşlü Fabrikası’nın kendisi için de çok özel bir yer olduğunu ifade ederek, “Döneminde Ayvalık’ın en büyük zeytinyağı fabrikalarından biriydi. Babam fabrikanın müdürüydü. Fabrikanın giriş bölümünde yaşıyorduk, ben o fabrikada doğdum. Okula başlayınca Ayvalık’a taşındık. Ben de yeni yetişme çağımda yaz aylarında fabrikada çalışırdım. Fabrika 70’li yılların başında ne yazık ki kapılarını kapadı. Şimdi satılmış. Fabrikayı alan Tunç bey ile tanıştım. Ben de bulunan eski fotoğrafları götürdüm. Fabrikanın yeniden yapılması çok zor, çok büyük bir yapı ancak restore edilerek bir müze olmasını isterdim. Ayvalık’ta müze eksikliği var ve kentimize çok yakışır.” dedi.

Fotoğraf Yakup İçten koleksiyonundan -Gümüşlü Fabrika iskelesi
Fotoğraf Kadri KAYA

“FABRİKAYI YAŞAYAN BİR MÜZE GİBİ AYVALIK’A GERİ KAZANDIRMAYI AMAÇLIYORUM”

Tanınmış su altı belgeselcisi Haluk Cecan ve SİPA Press’in kurucusu gazeteci Gökşin Sipahioğlu’nun yeğeni, İstanbul’da en eski galerilerden Tem Sanat Galerisi sahibi Besi Cecan’ın oğlu olan Tunç Cecan’ın İzmir Asfaltı Ayvalık girişinde bir at çiftliği bulunuyor. Cecan, bu at çiftliğini, Gümüşlü Fabrikası’nın arka tarafında yer alan, içinde 4 kagir bina, sebze bahçesi ve müştemilatı olan toplam 19 bin 262 metre karelik alana taşımayı planlıyor. 9 bin 851 metre kare alanda kurulu zeytinyağı, prina fabrikaları ile sabunhaneden oluşan tarihi yapı kompleksini ise Ayvalık’a geri kazandırmayı amaçladığını ifade eden Cecan, “Bu fabrika benim gözümde sadece mimari değil, tarihsel ve sosyolojik açıdan da bir değer. Fabrikanın Ayvalık merkeze olan uzaklığı, çalışanların sosyal yaşamlarına ve ihtiyaçlarına yönelik hizmetlerin fabrika kompleksi kapsamına alınmasında çok etkili olmuş. Bu sayede bu fabrika kompleksi yıllarca sayısız çalışan ve aileleri için yaşamın merkezi olmuş. O dönem için sadece kamu kuruluşlarında görülen sağlık ocağı, ayakkabı tamircisi, alışveriş kantininin de fabrika içinde yer alması beni çok etkiledi. Yıllardır Alaçatı ve Bozcaada’daki mekanlarımda Halk Eğitim Merkezleri bünyesinde yerel halka hizmet veren geleneksel el sanatları kurslarını, Ayvalık’ta ki at çiftliğimle beraber böyle tarihi bir mekanda açabileceğimi hayal bile edemezdim. Fabrikayı yeniden yapılandırırken, geçmişin izlerini sürüp, mekanı ruhuna uygun bir şekilde durağan değil yaşayan bir müze gibi yeniden kurgulayarak daha önce burada faaliyet gösteren tüm unsurların butik atölyeler şeklinde aslına uygun olarak yerini almasını istiyorum. Fabrikayı tekrar hayata kazandırma yolunda önümüzde çok uzun ve zorlu bir süreç olduğunun farkındayım. Hayata bakış açımdaki amatör ruhun bu süreci daha da zorlaştıracağını baştan beri biliyordum. Projenin çizim aşaması, onay kurumları, inşaat aşaması ve çevreden gelebilecek olumsuz eleştirileri ve müdahaleleri düşünseydim zaten bu fabrikayı almazdım. Binaları ayağa kaldırırken bu devasa fabrikanın yeni yetişen mimarlar, restoratörler özellikle ahşap, demir ve taş ustaları ile çırakları için eğitim alanı olmasını sağlamak benim için esas mutluluk olacak. Ayvalık Endüstri Meslek Lisesi’nde marangozluk bölümünde okuyan oğlum için de daha iyi bir deneyim düşünemiyorum.

Ne olursa olsun hedefe varmaktan çok hedefe giden yol ve bu yolda yaşananlar önceliğim olacak.” dedi.