“İŞ GÜVENCESİ İKTİDAR SOPASI HALİNE GETİRİLMEMELİ, İHRAÇ UYGULAMASI SONA ERDİRİLMELİ”

383

Nilgün KAYA

OHAL KHK’sı ile kamu emekçilerinin ihracına son verilmesini isteyen Ayvalık KESK bileşenleri, yaptıkları açıklamada, ” İktidar temel hak ve özgürlüklere yönelik baskı politikalarına son vermeli. Ceza ve soruşturmaları durdurmalıdır.” Denildi.

Cumhuriyet Meydanında 15 Ocak Cumartesi günü bir araya gelen KESK Bileşenleri tarafından yapılan açıklamada, ” Ülkemizi ucuz emek cenneti haline getirenlerin, sermayeye “bizden daha ucuz çalıştıracak işçiyi başka yerde bulamazsınız, Çin modeli getiriyoruz” diyerek övünenlerin emekçilere vereceği hiçbir şey kalmamıştır. Kamusal hizmet olarak sunulması gereken barınma hakkının gereğini yapmayarak yoksul gençlerimizi cemaatlerin, gerici odakların yurtlarına mahkûm ederek yakılmalarına, tacize uğramalarına, intihar etmelerine neden olanların gençlerimize vadedecekleri özgür bir gelecek yoktur. İstanbul sözleşmesini “bir gece ansızın” fesheden, ILO’nun 190 sayılı sözleşmesini halen imzalamayan, ülkemizi kadın kırımının yaşandığı bir yer haline getirenlerin, kadın cinayetlerine ve şiddete, tacize, tecavüze zemin hazırlayanların kadınlara yeni katliamlar dışında sunacakları eşit ve özgür bir yaşam yoktur, olamaz.

Pandemi sürecinde güvencesiz, sözleşmeli ve taşeron çalıştırma daha da yaygınlaştırılmış, kayıt dışılık ve kuralsızlaştırma artmış, on binlerce kamu emekçisinin ihraç edilmesiyle iş yükünün artması sonucu kamu emekçileri nefes alamaz duruma gelmiştir. İşyerlerinde mobing ve iş kazaları/işçi cinayetleri yoğunlaşmıştır. Ancak AKP hükümeti OHAL’i fırsata çevirerek on binlerce kamu emekçisinin çalışma hakkını herhangi bir yargısal süreç işletmeden, savunma almadan ve somut belge bilgiye dayanmadan ve evrensel güvenceleri ihlal ederek ihraç etti.

Bilindiği üzere; KHK’lar eliyle ve Resmi Gazete’de isimlerinin yayınlanmasıyla on binlerce kamu emekçisi ihraç edildi. İktidarın ihraçlara ilişkin tüm itiraz yollarını kapatması içeride ve dışarıda itirazların yükselmesine neden olunca ve AİHM’e on binlerce başvuru yapılınca hızla bir oyalama mekanizmasına ihtiyaç duyuldu. Bu mekanizma Ohal İnceleme Komisyonudur.

OHAL İşlemlerini İnceleme Komisyonu, 23 Ocak 2017 günü 685 sayılı OHAL KHK’si ile iki yıllık süre içinde kamudan ihraç edilmiş yüz binlerce kamu emekçisinin ihraç başvurularını değerlendirmek ve karar altına almakla görevlendirilmişti. 23 Ocak 2022 itibariyle OHAL İşlemleri İnceleme Komisyonu beşinci yılını doldurmuş olacaktır.

Kısa süre önce OHAL Komisyonu’nun 2021 yılı faaliyet raporu yayınlandı. Rapora göre toplam 125.678 kamu görevlisi ihraç edilmiş olup bunlardan 123.078 kişi işlemin iptali için komisyona başvuru yapmıştır. Komisyon 5 yıldan sonra 117.828 dosyayı karara bağlamış olup 5.250 dosyanın incelemesi devam etmektedir. Komisyon 101.987 başvuruyu ret etmiş, 15.841 dosya hakkında ise göreve iade kararı vermiştir. Yani dosyalardan %87’si için RET, %13’ü için ise KABUL kararı vermiştir.

Bu komisyon bağımsız değildir. Cumhurbaşkanlığının komisyon üyelerini görevden alma yetkisi ve komisyon üyelerinin atanma usulleri, tüm kurumlar üzerindeki iktidarın açık baskısı gibi nedenlerden dolayı tarafsız ve bağımsız çalışma olanağı yoktur.

15 Temmuz darbe girişiminden bu yana KESK’e bağlı sendika üyelerimizden 4.239’u OHAL KHK’ları, 98’i 375 sayılı KHK’nın ek 35. Maddesi ve 479’u Yüksek Disiplin Kurulu kararlarıyla olmak üzere toplam 4.816 KESK’li hukuksuzca ihraç edilmişlerdir.

OHAL KHK’ları eliyle ihraç edilen 4.239 KESK’li işlemin iptali için komisyona başvurmuştur. Komisyon aradan 5 yıl geçmesine rağmen hala 1.495 dosyayı karara bağlamamıştır. Karara bağlanan başvurulardan 1.604’ü RET, 1.140’ı KABUL edilmiştir.

Ne acıdır ki, tam sayısı bilinmemekle birlikte en az 15 kişi yaşamlarını yitirdikten sonra “gidemeyecekleri” işlerine iade edilmişlerdir. Bunlar; SES Diyarbakır şube üyesi Zeynep Binen, SES Malatya Eski Şube Eş Başkanı Bülent Uçar, BES Diyarbakır Eski Şube Başkanı Ahmet Çoban, BES üyesi Necdet Kalkan, EĞİTİM SEN üyesi Salman Taş, KESK’li Mücahit Karataş, Atila Yalçıntaş, Mustafa Çamaş, Yahya Barça, Emine Yürükçü, Yurdal Gökçe, Mehmet Nasır Sönmez, Ömer Faruk Arsoy, Gökhan Açıkkollu, ve iş cinayetinde yaşamını yitiren Kazım Kurnaz’dır. Hepsini saygıyla anıyoruz.

Aralarında EĞİTİM SEN Adana Şubesi üyesi, Çukurova Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi öğretim üyelerinden, Barış İçin Akademisyenler imzacısı, “görülen lüzum üzerine” denilerek dönemin bitmesine üç hafta kala görevine son verilen Dr. Mehmet Fatih TIRAŞ ve Diyarbakır Çocuk Hastanesi’nde çalışırken KHK’yle görevinden ihraç edilen sendikamız SES üyesi Fatma Demirel’in de olduğu 100’den fazla insanımız ihraç sonrası yaşadıkları ağır sorunlar nedeniyle içine girdikleri çıkmazdan kurtulamayarak intihar etmişlerdir. Sivil darbe hukukuna karşı fiili, meşru ve demokratik direnişimizi ve hukuki mücadelemizi her ne pahasına olursa olsun, tüm zorlukları göğüsleyerek sürdüreceğiz.

Bu vesileyle bir kez daha çağrıda bulunmak istiyoruz; Hukuka ve uluslararası sözleşmelere aykırı, etkin olmayan, denetlenemeyen, kendisini anayasa ve yasalar üstü gören, hükümetin bir organı gibi çalışan ve idari bir mekanizma olan OHAL Komisyonu derhal lağvedilmelidir. Ret kararları iptal edilmeli, haklarında memuriyeti engelleyen herhangi bir kesinleşmiş yargı kararı bulunmayan, hukuken suç olmayan gerekçelerle ihraç edilen tüm kamu görevlileri bütün haklarıyla birlikte görevlerine iade edilmedir.  Özel yetkilendirilmiş idare mahkemelerinde devam eden dosyalar, bu mahkemelerin ret etmesi üzerine istinaf’a, Danıştay’a giden dosyalar geri çekilmelidir. Hukuksuz ihraçlardan dolayı mağdur olan tüm kamu emekçilerinin maddi, manevi hak kayıpları karşılanmalıdır.

375 sayılı KHK’ye eklenen geçici 35. Madde eliyle yapılan ihraç uygulaması derhal sona erdirilmelidir. İş güvencesi iktidarın sopası haline getirilmemeli, sendikal örgütlenme önündeki engeller kaldırılmalıdır. İktidar başta örgütlenme, düşünce ve ifade özgürlüğü hakkı olmak üzere temel hak ve özgürlüklere yönelik baskı politikalarına son vermeli, ceza ve soruşturmaları durdurmalıdır.” Denildi.