“ELLERİNİZİ, GÖZLERİNİZİ ÇOCUKLARDAN ÇEKİN YETER”

Nilgün KAYA
Ramazan Bayramı’nın ilk günü kaybolan ve dün akşam saatlerinde cesedi bulunan minik Leyla ve Ankara’da katledilen Eylül için yurt genelinde tepkiler çığ gibi yükselirken Ayvalık’ta yaşayan kadınlar, Cumhuriyet Meydanı’nda protesto açıklaması yaptı.
‘Kadınların ve çocukların teminatı kadın dayanışmasıdır,
Çocuk susar sen susma,  istismara sessiz kalma, ses ol, Devlet uyuma çocukları koru, Çocuk İstismarına dur de, Tecavüzcüleri değil çocukları koru, susma suça ortak olma, bir çocuğun çıkaramadığı ses ol’ yazılı dövizlerle Cumhuriyet Meydanı’nda toplanan Ayvalık’ta yaşayan kadınlara vatandaşlar da destek verdi.
“PEŞİNİZİ BIRAKMAYACAĞIZ”
Zehra Tanrıverdi tarafından yapılan  açıklamada, ‘Kadınlara, çocuklara, hayvanlara yönelik cinsel saldırı haberleri sürekli artıyor. En son Eylül ve Leyla’nın ölüm haberleriyle derinden sarsıldık. Çocuğa yönelik cinsel istismar erkek egemen sistemin ortaya çıkardığı ve meşrulaştırdığı bir şiddet türüdür. Çocuğa yönelik cinsel şiddet, çocuğun üzerinde kurulan iktidar ve gücün kötüye kullanımı ve tahakkümün bir sonucudur. Bir kereden bir şey olmaz diyen bakan, istismar önergelerini reddeden meclis, altı yaşındaki kız çocuklarıyla evlenilir diyen imam. Takım elbise giyen tecavüz suçlularına iyi hal indirimi veren hakim. Kadın ve çocuk düşmanı politikalarıyla erkekliği besleyen sistem, kız çocuklarına ses çıkarmayı değil susmayı öğreten ikiyüzlü toplum, sorumlu sizlersiniz! Peşinizi bırakmayacağız! 9 Nisan 2018 tarihinde TBMM’ye sunulan çocukların cinsel istismarı suçuna ilişkin değişiklikler öngören yasa tasarısına karşı kadın kuruluşlarının ortak açıklamada da belirtmiştik. Kimyasal kastrasyon, hadım gibi yüksek cezalar getirmek gibi popülist yaklaşımlar doğru değildir. Yüksek cezalar hiçbir şekilde ne çocuk istismarını, ne de başka bir suçu önler. Esas tartışılması gereken cezaların arttırılması değil çocukları güçlendirecek, suçu oluşmadan engelleyecek ve çocukları koruyacak mekanizmaların hayata geçirilmesidir. Anayasa’nın 41/2 maddesi ve Türkiye’nin imzaladığı uluslararası çocuk hakları sözleşmeleri uyarınca, devletin görevi çocukların cinsel istismara maruz kaldığı şartları ortadan kaldırmak ve koruyucu, önleyici hizmetleri kurumsallaştırmaktır. Cinsel istismar bir şiddet türüdür, hastalık değil, suçtur. Kişinin onayı olmaksızın cinsel isteğin ilaçla baskılanması gibi tıbbi uygulamalarla suçu cezalandırmaya çalışmak insan haklarına aykırıdır. Sorunun ataerkil, cinsiyetçi sistemden kaynaklanan toplumsal boyutlarının göz ardı edilerek bireye indirgenmesi yaklaşımının bir ürünüdür. Kısas, linç gibi çağdışı cezalandırma yöntemlerinin önünü açacak tehlikeli bir adımdır.
Çocuğa karşı cinsel istismar suçlarının soruşturulması ve kovuşturulması sırasında delil kalitesini artırıcı, yargılamanın iyileştirilmesini sağlayıcı bir düzenleme yapılmalıdır. Örneğin çocuk cinsel istismarında zamanaşımı sorununa çözüm bulunmalı, çocuğun beyanının hukuki değeri güçlendirilmelidir.
Cinsel istismar suçuna maruz bırakılan çocukları korumak için içinde bulundukları duruma uygun sosyo-psikolojik yardım ve destek mekanizmaları oluşturulmalıdır. Devlet İstanbul Sözleşmesi’nde de yer alan Tecavüz Kriz Merkezleri, Cinsel Şiddet Başvuru Merkezleri modelini geliştirmeli ve hayata geçirmelidir. Cinsel dokunulmazlığa karşı suçların toplumsal ve hukuki meşruiyet zeminini oluşturan çocuk yaşta ve zorla evlendirmeleri önleyecek ve tüm sorumlular hakkında caydırıcı cezalar getirecek yasal düzenlemeler yapılmalıdır.
Devlet koruyucu ve önleyici önlemler almakla yükümlüdür. Bu doğrultuda kadınların ve çocukların şiddete maruz kaldıklarında başvuracakları merkezler yaygınlaştırılmalıdır. İstismarı fark eden kişilerin ve meslek uzmanlarının bildirimde bulunmasının önündeki engeller tespit edilmeli ve bunların kaldırılmasına yönelik çalışmalar yapılmalıdır. Çocuğun istismara maruz kaldığını fark edip bildirimde bulunmak ve çocuğu desteklemek isteyen ebeveyni, öğretmeni vs. destekleyecek mekanizmalar oluşturulmalıdır. Cinsel istismara karşı koruyucu-önleyici kapsamlı cinsel sağlık ve toplumsal cinsiyet eşitliği eğitimi başta tüm çocuklar olmak üzere herkes için erişilebilir hale gelmelidir’ denildi.