AYVALIK’IN İLK TURİZMCİLERİ ‘AYVALIK TURİZMİNİ İRDELEDİ’

4249

Nilgün KAYA

Turizmde ‘Uyuyan Güzel’ durumundaki Ayvalık, tanıtımla yıllar süren uykusundan uyanmaya çabalarken, 70’li yıllardaki cazibesini yeniden yakalamayı bekliyor. Yol haritası çizme, hedef kitlesi belirleme ve profesyonelleşme konusunda adımlar ‘Mehteran’ sistemi şeklinde atılırken Amerika’yı yeniden keşfetmeden önce belki de,  turizm yoluna ilk çıkan ve artık tamamlayan kişilere danışılması, yaşanılanların gözden geçirilmesi gerekiyor. Bu düşünce ile açtığımız ‘Ayvalık Turizm Dosyası’nda, ilçenin ilk pansiyoncuları Çetin Akkoç ve Beliz V. D Velde ile konuştuk.

Biri deniz kıyısında biri mahalle arasındaki pansiyonları ile Ayvalık’ın ilk turizmcileri onlar. Hava Kuvvetlerinden emekli, Muhterem Nur’dan Adnan Şenses’e tanınmış isimlerin yanında darbuka çalan, müzik sevdalısı Çetin Akkoç ve TRT’de yaptığı dublajlarla, rol aldığı dizilerle tanınan Beliz Van Der Velde.  Pansiyonları birçok insanı turizmciliğe teşvik edecek kadar dikkat çekici, Ayvalık’ın doğal havasını yansıtacak kadar samimi. Artık kapılarını kapatan Chez Beliz ve Yalı Pansiyonun sahipleri olarak yaşadıkları ve anlattıkları ise Ayvalık’ın turizminde dikkatle düşünülmesi, unutulmaması gereken cinsten…

Nilgün KAYA-  36 yıl önceye gidelim, 1979’ların Ayvalık’ına. Turizmde altın çağına giren bir Ayvalık var karşımızda. Nasıl bir Ayvalıktan söz edilebilirdi o yıllarda?

Çetin AKKOÇ- Sarımsaklının adı henüz turizmde yoktu. Ayvalık’ta topu topu üç otel vardı. Buranın turistik bir memleket olduğu gözümün önüne geldi ve dedim ki bizim de bir katkımız bulunması lazım. Kendi evim pansiyon olmaya müsaitti ama turizm yoktu. Sonra tek tek müşterilerle başladı. O zaman Sarımsaklı yoktu. Arsaların metre karesi 1 lira ediyordu. Üç otel vardı Ayvalık’ta. Sarımsaklı’daki Büyük Berk. Ayvalık’ta Palas Otel ve Şehir Oteli. Kanelo kahvehaneydi. Erkekler otururdu. Kenan Güler diye bir tiyatrocu vardı. Otele gelen sanatçıları görsünler diye orada otururlardı.  Pansiyonculuk yapmaya başladığım zaman ön taraftaki sokak kapkaranlıktı. Kuş uçmaz, kervan geçmezdi ama yazın 3 ay kazandığımızı bir Eylül ayında Yunanlılardan kazanıyorduk. Gümrük yanımızdaydı. Vapurdan el sallarlardı bize. Günde 20-25 kişi ağırlardık. Her gün. Her gün. Bazen bir odada 5 kişi yatarlardı. Hiç pansiyon yoktu benimkinden başka. Onlara yer olsun yeterdi. Gider kasaptan etlerini, balıklarını alırlardı. Mangal yaparlardı.  O dönem Ayvalık’ta yabancı turist vardı. Fransızlar, Hollandalılar gelirdi.

Beliz V.D VELDE– Rahmetli Nedime Buldanlı dedemin abisinin kızı, ben doğmadan önce okuduğu Fransız çeviri bir kitap kahramanının ismi Beliz’miş. Babamdan rica etmiş, ‘Kızın olursa ismini Beliz koyar mısın?’ demiş. Bu çok güzel bir isim. Ben de bunun değerlendirmek istedim.  ‘Türkiye ihracat ve turizmle kalkınır’ dedi eşim Göngör İşlek, dedemin evini kendi ismimle pansiyon yapmamı önerdi.  1985’te dedemin evini aldık 1989 yılının 5 Haziran’ın da açtık. Ben başladığım zaman sadece Çetin Ağabey vardı. O da denize sıfırdı. Ben mahalle içinde, ilk ev pansiyonunu açtım.  Bazı kişiler ‘Buraya turist mi gelir?’dediler. Ama ilk müşterim Alman bir aile oldu. Sonra Fransızlar başladı.

Nilgün KAYA-  Örneği olmadan bir işe başlamak risk almak demek ama öncelikle cesaret. Nasıl cesaret ettiniz Pansiyonculuğa?  Ve nasıl karşılandınız Ayvalık’ta?

Çetin AKKOÇ-Hava Kuvvetlerinde İtalya, İspanya’ya gittiğimde çok pansiyon gördüm. Bacasız sanayi diyorlar. Hanıma biz de yapalım dedim. Turizm Bankasından kredi verildiğini öğrendik.  Ev var ama malzeme gerekiyor. Kemal Bey diye bir arkadaşım vardı, ondan aldığım parayla malzemeleri tamamladım ve gittim kredi almaya. ,5 milyon lira kredi. Bir sene ödemesiz ama ondan sonraki 4 senede ödeyeceksin.

Beliz VAN DER VELDE- SEKA Genel Müdürlüğü ve PETKİM Personel Müdürlüğü sekreterliği, Orman Bakanı Hüseyin Özalp Özel Kalem Müdürlüğü gibi görevlerin ardından Dünya Çocuk Oyuncuları Tiyatrosunda oynadım. Dublaj Yönetmeni Birkan Olguntürk’ten aldığım eğitimle, 12 yıl içinde TRT’de Erikçigiller, Cingözle Cimcime, Ferhunde Hanım’ın Kızları dizilerinde rol aldım, birçok yabancı film ve dizilerde dublaj yaptım. Sonra Ayvalık serüveni başladı. Ben pansiyonu 89’da açmadan önce Çetin abiye gittim. ‘Çetin Ağabey, ben bu işi yapabilir miyim, becerebilir miyim?’ dedim. Çetin ağabey ‘Sen alasını yapacaksın, Türkiye’yi dolaş, yapacaksın’ dedi. Pansiyonu açtım, 1 yıl sonra sezon sonu Türkiye turuna çıktım. Burdur-Kapadokya-, Kuşadası- Bergama- Selçuk, Antalya’ya gittim. İnanılmaz kötü Türkçe ile o ızbandut gibi adamlar pansiyon çalıştırıyor, para kazanıyor. ‘Ben bunların yanında kraliçe’yim’ dedim. Baktım Çetin Ağabey haklı.

Nilgün KAYA-  Tanıtım konusunda nasıl bir yol izlediniz?

Çetin AKKOÇ- Sevan Nişanyan geldi eşiyle, pansiyonumu açtıktan 1-2 yıl sonra. Demiş ki, ‘Nerede pansiyon var?’. Bir iki yerde.  Geldi, tanıştık. ‘Biz de Şirince’de pansiyonculuk yapıyoruz’ dedi. Onun konuşmaları biraz tesir etti.  Sonra bir baktım Türkiye’nin en güzel küçük otelleri kitabında iki sayfa Ayvalık Yalı Pansiyon.  Ayvalık Yalı Pansiyon işte öyle öyle tanındı. Sonra Alman televizyoncuları geldi, reklam yaptı.

Beliz V.D VELDE– Let’s Go, Lonely Planet  -Söylediğim bu kitaplar Chez Beliz’e de yer vermişlerdi. Bu kitaplar ve Le Guide du Routard  tatil kitabının koleksiyonu bende mevcut. TRT’de Anadolu’dan Görünüm diye bir program vardı. Güntaç Aktan benim arkadaşımdı, bir çekim yapmasını istedim. İzmir’den ekip geldi. Tanıtım oldu. Bu programda benim pansiyonumda, Çetin ağabeyin de pansiyonu yayınlandı.

Nilgün KAYA-  Sonraki yıllarda Ayvalık turizmi nasıl bir seyir izledi? Turizm patlaması ne zaman oldu?

Çetin AKKOÇ-  Birdenbire Yunanlılar geldi. Ayvalık Turizmini patlatan Yunanlılar oldu. 1979 senesinde Yunanlılar, 10 günden aşağı kalmazdı bende.  Her gün 20-25 kişi. Şimdi kalmıyorlar, dönüyorlar. Sonra onlar aile olarak geliyorlardı. Sonra Fransızlar, Hollandalılar, Almanlar başladı. 90’lı yıllar çok iyiydi. Benim en iyi müşterim de Sezen Aksu’ydu.  Pansiyonumu 2 sene önce kapattım. En son Cumhurbaşkanlığına aday Eklemeddin İhsanoğlu 6 yıl önce eşiyle 7 gün kaldı. Bütün gün yazı yazardı, kitap okurdu.  En iyi müşterilerim arasında Sezen Aksu da vardı. Kadir İnanır, Neriman Köksal, Aydemir Akbaş, Erol Evgin de gelen sanatçılar arasındaydı.

Beliz V.D VELDE- 91-95 yılları arası yabancı turist ağırlıklıydı. Yerli turist hemen hiç gelmiyordu. İngiliz, Alman, Hollanda, Amerikan ve Fransızlar çok geldi. Ama artık zor geliyorlar.

Nilgün KAYA- Neden ?

Beliz V.D VELDE-Ekonomik koşulların zorlaşması. Yurt dışında yaşayanların Avrupa Birliği sonrası gelirleri azaldı. AB kuruldu, turist bitti diyebiliriz.

Nilgün KAYA- Ayvalık’ın bu kayıpta hiç mi suçu yok?

Beliz V.D VELDE- Aslında var. Deniz demek şehirden uzaklaşmak-denizin sessizliğini dinlemek,  sessizlik, kafa dinlemek huzur bulmak demektir. Dünyanın hiçbir yerinde gemide göbek atıldığı müziklerle gezi görülmemiştir. Çok çirkin bir durum bu. Ankara’nın bağları müziği ile bot turu yapılmaz.  Ayvalık doğallığını kaybetti, çok şehirleşti. Turistler şehri sevmiyor daha doğal, naturel istiyor. Şu anda Ayvalık bir emekliler yaşam şehridir. Hiç kimse turizmden hiçbir şey beklemesin. Zaten 3-4 sene yapıp sonra evlerini satıyor ya da devrediyor. Emekliler devlet katkı payı adı altında pay kesiyor onun için belli bir yaştakiler pansiyonculuk yapabiliyor. Ayrıca tatil demek bir anlamda eğlence demek.  Discolarda cinayet işlendi. Kötü olaylar onların kapanmasına neden oldu. Tatilcileri bu olumsuzluklar da etkiledi.  Ayrıca turizmciler sezonu kurtarma derdine düşünce de kaybetti.

Çetin AKKOÇ-  Ayvalık‘ın yöneticilerinde suç vardı. Mesela bundan evvelki iki dönemde şehrin sokaklarında çöp bidonları kalktı. Evlerin önüne birer tane ufak bir şey. Turist alışmış temizliğe elinde mısır koçanı, çöp kutusu yok sokakların hiçbirinde. Ellerinden gelen ne varsa memleketi bertaraf etmek için yaptılar. Burada muhabbet sokağı var. Şehrin içinde muhabbet sokağı mı olur? Böyle turizm olmaz. Ayvalık’ı pislik götürüyor. Her turist söyledi bunu bize. Aşıklar Köprüsünü geçince lağım kokuyor.  Bir de turizmciler için en büyük yanlış milleti kandırmak oldu.

Nilgün KAYA-  Ayvalık’ın deniz kıyısındaki ilk pansiyonu olan Yalı Pansiyonu, mimarisi ve tarihi açısından da dikkat çekici…

Çetin AKKOÇ- Yunan Komutan Tikopis’in ailesinin evi bu bina. 250 senelik mazisi var. 475 liraya aldım pansiyonu. Bu evi bulduğum zaman çöplüktü, yıkılıyordu. Korkunç bir mağara gibiydi. 55 sene kapısı açılmamış. Bahçe orman gibiydi, ağaçtan geçilmiyordu.  Bizim mahalleden uzaklaşalım diye aldık evi. Çocuklar ortaokul çağına geldiler. Pansiyon yapalım diye almadık evi. Bir tarih burara yatıyor.

Nilgün KAYA-  Deniz kıyısında yer bulmamanıza hatta ilçenin ara sokaklarında yer almanıza rağmen yabancı turistleri ağırlamışsınız hep. Bunun sırrı ne?

Beliz V.D VELDE- Çünkü her turist gittiği yerin özelliğini yaşamını-yemeklerini eşyalarını merak eder -ediyor. Japonya ‘ya, Çin’e,  Fransa’ya gitseniz 5 yıldızlı otelde mi yoksa oranın özelliğini taşıyan bir yerde mi kalırsınız? Çünkü ben Türkün-Türkiye’nin özelliklerini taşıyan eve eşyaya ve yemeklere sahip olduğum için beni tercih ediyorlardı. Onlara sabah kahvaltısı dışında hiç yabancı müzik dinletmedim -çalmadım. Hep fasıl TSM müziği dinlettim hiç bir zaman onlara Fincanla çay vermedim. Türk kahvesini fincanla ve yanında lokumla ikram ettim. Kilim halı rahat oturup dinlenecekleri sedirler vardı. Her dilden kitaplar vardı onlar kitaplığa kitap bırakıyorlar kitaplıktan kitap alıyorlardı. Onlara hiç bir zaman döner-kebap ikram etmedim. Hep Ayvalığımızın Zeytinyağlı yemeklerinden yaptım. Onlara bizi Türkleri  adetlerimizle, Müziğimizle, yemeklerimizle anlattım ve tanıttım. Onlar hiç bir zaman evin içinde ayakkabıyla girmediler. 3 dilde ayakkabılarını çıkarmaları gerektiğini yazmıştım. Çünkü biz Türküz bizim evlerimize ayakkabıyla girilmez. Onları bana getiren bizi tanımak istemeleri-Temizlik- Her zaman  üzüntülerimi  sıkıntılarımı içime gömüp güler yüz göstermemdir. Onlar mangal- Deniz-Rakı Balık – Karpuz -Çekirdek-Bot gezisine değil Bize Bizi Yaşamaya Bizi tanımaya geliyorlardı. Hiç denize gitmeyip bizimle vakit geçiren bize zeka oyunları öğreten güneş banyosunu terasta yapıp kitap okuyan çok Turist oldu. Bazen iki bazen üç At Arabası kiralayarak Turistlere Çamlık ve Armutçuk turu yaptırıyordum. Bize herkes Beliz Abla diyerek, el sallayarak alkışlayarak eşlik ediyordu. Bir keresinde 13 süpürge alıp mahalledeki kadınlarla kilise bahçesini süpürmüştük. Turistler gezecek diye.

Nilgün KAYA- Ayvalık’ın sembollerinden at arabasıyla Ayvalık sokakları turu da sizin icadınız..

Beliz V.D VELDE- Üç at arabasının sahibi ile anlaşmıştım. Müzikte çalardık. Turistleri kilim döşediğim at arabalarına bindirir sokakları dolaştırırdım. Çok memnun olurlardı.

Nilgün KAYA-  Her iki pansiyonun da kapıları kapalı artık. Geriye dönüp bakınca nasıl geçti bunca turizm yılı? Gereken desteği gördünüz mü yetkilerden?

Çetin AKKOÇ- Çok zorluklar çektik. Vileda, lastikli çarşaf, bulaşık makinesi yok. Eşim Mediha yıkıyor, ütülüyor. 18 sene boyunca günde 20 kişinin çamaşırı yıkandı. Dünya basını bizden bahsetti. Fransız, Alman kitapları elimizde, sayfa dolusu yazılar var bizimle ilgili ama Ayvalıklı yöneticilerimiz bahsetmedi. Bu memleketi Ben ve Beliz Hanım tanıttı ama durum bu. Ne belediye ne de başka bir yerden destek görmedim. Pansiyoncular Derneği kurmuşlar, biz yokuz. Bu memlekete ilk pansiyonu kuran kişiyim halbuki. Turizm toplantıları yapılıyor ama çağrılmıyoruz ki, davetsiz yere simitçi, börekçi gider. Davet edilirsek icabet ederiz ama daha Ayvalık’tan bir kişi davet etmedi bizi.

Beliz V.D VELDE- Hoparlörden ilan verdiğim halde pansiyonda çalıştıracak eleman bulamadım. Otelcilik Okulu Edremit ve Burhaniye’deydi. Ben o okullara gidip eleman isterdim. Bana verdikleri yazılı belgeler var, ‘Biz pansiyonculara öğrenci vermiyoruz’ diye sadece otellere veriyorlardı. Bana o kadar çok turist geliyordu ki komşulardan rica ediyordum, oda verir misiniz diye. ‘O bitlileri sokamam’ diyorlardı. Yıllar geçti. Evlerini restore ettiler, ‘Beliz, fazla turist gelirse gönder’ dediler ama çark dönüm, turist gitmişti artık. 1989 yılında açtığım pansiyona ne kredi ne teşvik ne de destek aldım. Hiçbir şey almadım. Eski evler hiçbir zaman elini üstünden çekmeyeceksin, tadilata, tamirata her zaman ihtiyaç var. Kendi yağımla kavruldum. Hiçbir ödülle de ödüllendirilmedim. Teşekkür belgesi de verilmedi.  Ben 26 yıl, Çetin ağabey 30 yıl pansiyonculuk yaptı. Biz ikimizi de Ayvalık ve Türkiye turizmine hizmet verdik, para kazandırdık, vergi verdik. Belediyeye de desteğimiz oldu ama hiçbir destek görmedik. Fedakarlık isteyen bir iştir pansiyonculuk. Açanlar dayanamıyor, kapatıyor. Biz işin aşçısıyız. Gelin bizden öğrenin, fikir alın. Yetkililer de temas kurmuyor bizimle, yüzlerini göremedik.

Nilgün KAYA-  Bundan sonrası için planlarınız ne?

Beliz V.D VELDE- İlk müşterimden itibaren defter tuttum. Onların Türkiye, Türkler, Ayvalık ve benim hakkımda görüşlerini yansıtıyor. Ben bunu sponsor bulabilirsem bir kitaba dönüştürmek istiyorum. Çeviriye gerek yok. İngilizce ve Fansızca hepsi. Gelirini  eğitimle ilgili çalışan demokratik kile örgütlerine bırakmak amacındayım.