Edremit’te ’de Deniz Suyu S.O.S veriyor

Nilgün KAYA

Edremit Çevre Derneği, ve Balıkesir Tabip Odası yaptırdıkları deniz suyu analizlerinin Sağlık Bakanlığı Balıkesir İl Sağlık Müdürlüğü’nün sonuçlarından çok farklı çıktığını açıkladı. Analiz sonuçlarının Edremit’te deniz suyunun S.O.S verdiğini gösterdiğine dikkat çekildi.

Edremit Çevre Derneği Başkanı Kubilay Saygın Öztürk , Sağlık Bakanlığı Deniz Suyu Analiz sonuçlarının vatandaşlara inandırıcı gelmediğini, bunun içinde bağımsız özel bir akridite laboratuvara analiz yaptırdıklarını söyledi.

Analiz sonuçlarının Sağlık Bakanlığı Balıkesir İl Sağlık Müdürlüğü’nün sonuçlarından çok farklı çıktığına dikkat çeken Öztürk; ” Körfez sahillerinde özellikle derelerin denize boşaldığı yerlerdeki ağır koku; pek çok sahilde görülen bulanıklık ve köpüklenme; en önemlisi de deniz suyuyla temastan sonra ortaya çıkan ve özellikle çocuklar ile yaşlılarda görülen, ateş ve ishale yol açan hastalıklar, kamuoyunu ziyadesiyle rahatsız etmekteydi. Körfez’de hiçbir yeni altyapı yatırımı yapılmadığı halde, raporlardaki bu “düzelme eğilimi” haliyle yurttaşları tatmin etmedi, bu sonuçlara inanamadılar. Edremit Çevre Derneği ve Balıkesir Tabip Odası olarak deniz suyunu tahlil ettirdik.” Dedi.

ANALİZ SONUÇLARI ÜRKÜTÜCÜ

Yapılan analiz sonuçlarının hayrete düşürdüğünü söyleyen Öztürk;
“Edremit Çayı’nın denize ulaştığı noktanın analiz sonucu bizleri gerçekten hayrete düşürdü ve çok üzdü. Bu analize göre 100 mililitre deniz suyunda en fazla 1.000 birim olması durumunda insan sağlığı için tehlike yaratan E. Coli % 50 fazlasıyla 1.500 çıktı. Yine 100 mililitre deniz suyunda en fazla 370 birim olmasına durumunda insan sağlığı için tehlike yaratan Enterekok ise % 459 fazlasıyla 1.700 birim çıktı..!” Dedi.

Edremit Çevre Derneği Başkanı Kubilay Saygın Öztürk ve Balıkesir Tabip Odası Başkanı Dr. Necdet Uçan tarafından yapılan yazılı basın açıklamasında;

” Edremit Körfezi’nde ve Edremit ilçemizdeki yurttaşların yıllardır çekmek zorunda kaldıkları ama çözümün sürekli geçiştirildiği “deniz kirliliği” sorunu üzerine bazı tespitlerimizi sizlerle paylaşmak ve kamuoyuna aktarmak istiyoruz. Altyapının yetersizliğine rağmen hızla gelişen çarpık kentleşmenin neden olduğu bir kirlilik ve halk sağlığı sorunu yaşanıyor Körfez’de. Acil olarak gerekli önlemler alınmazsa, durum hızla bir çevre felaketine doğru gidiyor.

Bilindiği üzere yüzme suyundaki kirlilik düzeyinin izlenmesi bir kamu görevidir. Nitekim, Sağlık Bakanlığı illerdeki teşkilatları vasıtasıyla ”Yüzme Suyu Kalitesinin Yönetimine Dair Yönetmelik” gereğince, her yaz Mayıs ile Eylül ayları arasında 15 günde bir, deniz suyundan numune alarak analizler yapıyor ve bunları da kamuoyuna açıklıyor. Halk Sağlığı Genel Müdürlüğü Yüzme Suyu Takip Sistemi de harita üzerinden sonuçları yayınlıyor. Fazla detay verilmiyor, sonuçlar “İyi (Mavi), Orta(Yeşil), ve Kötü (Kırmızı)” olarak değerlendiriliyor. “Orta” sonuç çıkması durumunda uyarı yapılacağı, “Kötü” sonuç çıkması halinde ise o numunenin alındığı plajın yüzme amaçlı kullanıma kapatılacağı Sağlık Bakanlığı’nın yayınlarında açıkça belirtiliyor. Ekte bu parametreleri özetleyen bir tabloyu da sizlere sunmaktayız.

Balıkesir İl Sağlık Müdürlüğü ilimizin Marmara ve Ege sahillerindeki 85 adet yüzme alanından (54 yüzme suyu izleme noktası ve 31 mavi bayrak izleme noktası) numune alarak Balıkesir Halk Sağlığı Laboratuvarı’nda analizlerini yaptırmakta ve sonuçları bir tablo halinde internet ortamında yayımlanmaktadır. Numune alınan yerlerden 14 adedi doğrudan kirlilik izleme noktasıdır. Edremit Körfezi’ndeki numune noktaları ise 21 adettir ve Ayvalık Sarımsaklı’dan başlayıp Edremit Mıhlı Çayı’na kadar bütün sahilleri kapsamaktadır. 2020 yılı sonuna kadar bu analiz sonuçlarında “İyi, Orta ve Kötü” gibi her türlü değeri açıkça görebiliyorduk. Ancak 2021 yılından itibaren Sağlık İl Müdürlüğü analiz sonuçları ilginç bir şekilde sürekli “İyi” olarak açıklanmaya başlandı. Bu durum 2022 yılında da “İyi, Orta” şeklinde devam etti. Hiçbir şekilde “Kötü” sonuç açıklanmadı Körfez sahillerinde. Oysa bütün bu sürede özellikle derelerin denize boşaldığı yerlerdeki ağır koku; pek çok sahilde görülen bulanıklık ve köpüklenme; en önemlisi de deniz suyuyla temastan sonra ortaya çıkan ve özellikle çocuklar ile yaşlılarda görülen, ateş ve ishale yol açan hastalıklar, kamuoyunu ziyadesiyle rahatsız etmekteydi. Körfez’de hiçbir yeni altyapı yatırımı yapılmadığı halde, raporlarda ki bu “düzelme eğilimi” haliyle yurttaşları tatmin etmedi, bu sonuçlara inanamadılar.

İl Sağlık Müdürlüğü koordinasyonu ile bu sene 21.03.2022 tarihinde Balıkesir Valiliği, Büyükşehir Belediyesi, Çevre Şehircilik, DSİ, Tarım ve Orman, Kültür ve Turizm, 8 İlçe Belediye Başkanlıklarının katılımıyla oluşturulan “Balıkesir İl Yüzme Suyu Komisyonu” sezon öncesi toplantısını yaparak, bir numune alma takvimi oluşturdu ve yüzme suyu numune çalışmalarına başladı. Yapılan açıklamada “Deniz Suyu Numuneleri, insanların yoğun olarak yüzdükleri ‘yüzme alanları’ ile bu yüzme alanlarını olumsuz etkileme potansiyeli bulunan ‘kirlilik izleme’ (dere veya çayların denize ulaştığı) noktalarından onbeş günde bir alınarak, ilgili yönetmelik gereğince, “Escherichia coli” ve “İntestinal enterekok” yönünden, Balıkesir Halk Sağlığı Laboratuvarı’nda yapılan analiz sonuçlarına göre, “iyi” ”orta” veya “kötü” olarak sınıflandırılmaktadır. ”Orta” veya “kötü” olarak sınıflandırılan analiz sonuçları, halk sağlığının korunması ve yüzücülerin olumsuz etkilenmemesi amacıyla gerekli tedbirlerin alınması veya aldırılması için ilgili kurumlara bildirilmektedir” denilmekteydi.

2022 yılında olumlu sonuç açıklama hali rutin bir şekilde devam etti. 5 Ağustos 2022 tarihli raporda 5 farklı noktadaki sonuçlar “Orta” olarak açıklandı ama 17 Ağustos 2022 tarihli raporda bütün sonuçlar tekrar “İyi” oldu. Bu durumda kamuoyundan gelen talepler doğrultusunda ve gerçeği öğrenebilmek için bağımsız ve akredite bir kuruluşa analiz yaptırarak durumu kesinleştirmeye karar verdik. BÇM ÇEVMER Ölçüm Analiz ve Laboratuar Hiz. San. ve Tic. Ltd. Şti.’ne yaptırdığımız ve derelerin denize döküldüğü noktaları esas aldığımız numuneler arasında Edremit Çayı’nın denize ulaştığı noktanın analiz sonucu bizleri gerçekten hayrete düşürdü ve çok üzdü. Bu analize göre 100 mililitre deniz suyunda en fazla 1.000 birim olması durumunda insan sağlığı için tehlike yaratan E. Coli % 50 fazlasıyla 1.500 çıktı. Yine 100 mililitre deniz suyunda en fazla 370 birim olmasına durumunda insan sağlığı için tehlike yaratan Enterekok ise % 459 fazlasıyla 1.700 birim çıktı..!

Bu parametrelerde sınır değerin epeyce üstüne çıkılmış olması, özellikle Enterokok’daki yoğunluk bizlere Edremit Çayı’na çok yoğun atıksu (kanalizasyon) karıştığını gösteriyor ne yazık ki. Bunun geçici bir durum olduğunu da düşünmüyoruz. Zira yaz başından beri ve halen burası ziyadesiyle kanalizasyon kokuyor. Altınkum’da denize girenlerden pek çoğu da hastalanıyor. Bu durumu ilgililerin ve sorumlu kuruluşların kamuoyuna izah etmesini bekliyoruz. Neden bu sahilin yüzme amaçlı kullanılma kapatılması yönünde bir uyarı yapılmadığının açıklanmasını istiyoruz. Gerekirse bu noktada yeni tahliller de yaptıracağız.

Zeytinli Çayı, Pina Deresi, Manastır Çayı ve Şahindere’nin denize döküldüğü noktalardan aldırdığımız numunelerde yapılan analizlerde ise şimdilik kamuoyunu ve ilgilileri uyarmamız gereken “Kötü” bir sonuç tespit edilmedi. Fakat Körfez’e dökülen daha pek çok akarsu var ve bunların da bağımsız bir analizle değerlendirilmesi gerektiğine artık eminiz. Açıklanan analiz sonuçları ile bağımsız sonuçlar arasında bu kadar büyük farklar olması hiç de tutarlı değil.

Kısaca özetlemek gerekirse, Edremit Körfezi’nde deniz kirliliği yazın nüfus yoğunluğunun artması ile görünür hale geliyor, kışın ise doğa kendisini bir parça toparlıyor. Sonraki sene tekrar nüfus yığılması başlayınca kirlilik yine ortaya çıkıyor. 165 bin sürekli ikamet eden nüfusu olan Edremit, yazın 1 milyon kişiye ulaşıyor. Tüm altyapı yatırımları ise, sürekli ikamet eden nüfusa göre yapıldığı için, yazın bu yükü kaldırmaları mümkün olmuyor. Üstelik pandemi nedeniyle ilçemizdeki yazlık konutlarda kalmayı tercih edenlerin sayısı da artıyor ve kış nüfusu ilçemizde birkaç yıldır 400 bini buluyor. Doğalgaz dağıtımının yaygınlaşmasıyla birlikte, bu sayının daha da artması kaçınılmaz görülüyor.

Bu artışlara karşın, Körfez’de toplam 10 adet, ilçemizde ise 3 adet BASKİ’ye ait Atıksu Arıtma Tesisi var. Ayrıca site ve otellere ait yüzlerce küçük özel arıtma bunuyor. Bunlar hem kabiliyet ve hem de kapasite açısından yetersiz tesisler ne yazık ki. Tümü basit ön-arıtma yapan biyolojik arıtma özelliği taşıyor. Halbuki Edremit Körfezi, dar su yollarıyla açık denize bağlanan bir hassas su alanı ve burada mutlaka İleri Biyolojik Arıtma Tesisleri inşa edilmesi gerekiyor. “Kentsel Atıksu Arıtımı Yönetmeliği” de açıkça bunu söylüyor zaten.

Diğer yandan kapasite olarak da mevcut tesisler yetersiz kalıyor. Örneğin Zeytinli Arıtma Tesisi 110 bin kişi kapasiteli ama yazın belli dönemlerde 600 bin kişinin yükü biniyor buraya. Hesap ortada ve bu durumda ne olduğunu da tesisin hemen arkasındaki by-pass borusu ve Edremit Çayı söylüyor zaten bize. Burası tıpkı Körfez’deki diğer benzerleri gibi yazın çok kötü kokmaya başlıyor. Balıkesir Büyükşehir Belediyesi’nin iki senedir bu bölgede dere içindeki balçıkları toplayıp kamyonlarla taşımasına rağmen “bu koku bir türlü neden sona ermedi?” diye soruyor herkes. Çünkü kirleticilerin bu dereye deşarjı asla sona erdirilmedi, halen de devam ediyor. Diğer tesislerde de durum Zeytinli’den hiç farklı değil ne yazık ki.

Derelerimiz ise Körfez’e kirlilik taşıyan kanallar haline getirilmiş durumda. Ayrıca hala sıvı atıklarını foseptik çukurlarında biriktiren, vidanjörlerle taşıtan mahallelerimiz ve sitelerimiz bulunuyor Körfez’de. Bunlar kanalizasyon istiyorlar ama sıvı atıkların gideri neresi olacak? Kapasitesi zaten yetersiz kalan mevcut arıtma tesisleri çözüm olamayacağına göre, bu bölgelerde yeni arıtma tesisleri yapılması gerekiyor. Durumumuz özetle böyle ve yeni konutlar, yeni nüfus ilave oldukça, bu sıkıntılar daha da büyüyor. Körfez’de ciddi bir kirlilik sorunu oluşuyor.

Bu kirliliğin bağımsız bir analiz kurumunca tespit edilebilmesini temin etmek için 2021 Temmuz ayında Edremit Belediyesi’ne bir dilekçe ile başvurarak “birlikte yapalım” demiştik. Fakat çok da anlamlı bir yanıt alamadık, geçiştirildi bu talebimiz. O nedenle, bu sene Edremit Çevre Derneği olarak analizleri kendi imkanlarımızla karşılamak suretiyle yaptırdık ve Balıkesir Tabip Odası’nın da değerlendirmeleriyle birlikte kamuoyuna olduğu gibi aktarmayı görev biliyoruz. Bu tespitleri ve açıklamamızı, yaz turizminin bitmesine yakın bir döneme denk getirdik. Elbette turizm işletmelerine zarar vermeyi düşünmüyoruz ama halk sağlığını da korumak zorundayız. En önemlisi ise, seneye tekrar aynı kirlenmeyle, hatta daha da arttığını görerek başlamak istemiyoruz. Artık bu çözümsüzlüğe bir son verilmesi gerekiyor. Lütfen ilgili kurum ve kuruluşların, yerel yönetimlerle birlikte bu sorunu çözüme kavuşturacak yatırımları gerçekleştirmesini, nihai bir sonuca kavuşturmasını istiyoruz.

Gerekirse hukuka taşıyacağız elbette bu konuyu. Bu tespitimizi ise belgeleriyle birlikte bütün ilgili kurum ve kuruluşlara ileterek gereğinin yapılmasını isteyeceğiz. Ayrıca resmi analiz sonuçları ile gerçek durum arasındaki çelişkilerin devam etmesi halinde, yurttaşların da desteğiyle bu durumu bağımsız kuruluşlar vasıtasıyla belgelemeye ve kamuoyuna açıklamaya devam edeceğiz.” Denildi.