“KOZAK YAYLASI’ NDA MADENCİLİK KANSER GİBİ YAYILIYOR”

297
Fotoğraf: Kadri KAYA

Nilgün KAYA

Bergama ve Ayvalık’ta 14 hektarlık alanda faaliyet gösteren granit ocağının 110 hektarlık alana yayılması için gerekli ÇED raporuna İnceleme Değerlendirme Kurulu son şeklini verdi. Söz konusu genişleme ile eşsiz güzelliğe sahip Kozak Yaylası’nda Türkiye’nin en kaliteli doğal fıstık çamı ormanı maden ve taş ocağının tehdidi altına girdi.

Çevre İl Müdürlüğü raporu, yönetmelik gereği 10 günlük halk görüşüne açıkladıBergama’nın Aşağıcuma Mahallesi ile Ayvalık’a bağlı Bağyüzü Mahallesi’ndeki granit ocağı orman ve kaliteli tarım arazisi içinde faaliyet gösterecek. Yaşam savunucuları, itirazlarını açıklarken bölgedeki tehlikeye dikkat çekti.

Bergama Çevre Platformu, 18 Şubat tarihinde Çevre ve Şehircilik İzmir İl Müdürlüğü ile Bergama Kaymakamlığına gönderdiği dilekçede, ‘Müdürlüğünüz web sayfasında yer alan 11.02.2021 tarihli duyuru ile ilçemiz Ayvalık Bağyüzü ve Bergama ilçesi Aşağıcuma mahallelerinde Göltaş Granit Andezit Nak.Mad.İnş.Taah.Gıda ve Hafr.San.Tic.Ltd.Şti. tarafından yapılması planlanan Granit Ocağı Alan Genişlemesi projesine ilişkin olarak hazırlanan ÇED raporunun İnceleme ve Değerlendirme Komisyonu (İDK) tarafından incelenerek son şekli verilmiş olup, söz konusu rapor halkın görüş ve önerilerini almak üzere ÇED Yönetmeliği’nin 14.Maddesi (1) no’lu bendi kapsamında itiraz ve görüşlere açıldığı duyurulmuş olmakla projeye ilişkin görüş ve itirazlarımızı süresi içinde sunuyoruz. Öncelikle belirtmek gerekir ki; projenin geldiği nokta itibariyle ÇED sürecinde projeye yönelik yapılan itirazlar dikkate alınmamış adeta yok sayılmıştır. 2018 yılında duyurusu yapılan projeye karşı vatandaşın konumunda ne şekilde olduğu o tarihte gerek Bergama Belediyesi tarafından gerekse yöre halkınca sözlü ve yazılı olarak Müdürlüğünüze iletilmiştir. Ancak tüm bu itirazlar rağmen duyurusu yapılan ÇED Nihai kararı esasen süreç içinde yöre halkının itirazlarının görmezden gelindiğini açıkça ortaya koymaktadır. Bu itibarla işbu itiraz dilekçesinde yer alan itirazlar da evvelce Müdürlüğünüze iletilmiş itirazlarımızın tekrarından ibaret olacaktır.’

‘MADEN OCAKLARI YEŞİL DENİZ KOZAK YAYLASINDA KANSER HÜCRESİ GİBİ YAYILDI’

‘Basit bir anlatımla girizgah yapacak olursak proje dosyasında projenin konumunu gösterir haritalara bakıldığında gerek projeye konu gerekse bölgedeki diğer taş ocaklarının yeşil deniz olarak tabir edilebilecek Kozak Yaylasında nasıl birer kanser hücresi gibi yayılım gösterdiğini ortaya koyması bakımından dikkat çekicidir. Yine ÇED dosyasının 15.sayfasında şöyle bir bilgiye yer verilmiştir; Proje sahası çevresinde halihazırda işletilen tesisler aşağıda sıralanmıştır:

– 400 m kuzeydoğusunda İdeal Stone Maden-Otomotiv San. Ve Tic. Ltd. Şti. tarafından işletilen ER:2315188 Granit Ocağı ve Kırma Eleme Tesisi projesi,

– Kuzey sınırında Ay Granit Madencilik İnş. San. Ve Tic. A.Ş. tarafından işletilen RN: 201800604 Granit Ocağı projesi,

– 800 m doğusunda Granitaş Granit Sanayi ve Pazarlama A.Ş. tarafından işletilen ER: 2178767 Granit Ocağı projesi,

– 250 m güneyinde Hasbay Madencilik Peyzaj Nak. İnş. San. Ve Tic. Ltd. Şti. tarafından işletilen Mermer Ocağı projesi,

Dosyada verilen bu sınırlı bilgi dahi çok küçük bir alanda nasıl yoğun bir madencilik faaliyeti yürütüldüğünü göstermektedir. Sıralanan bu ocaklara çevre köyler olan Hacıhamzalar, Okçular ve yine projenin bulunduğu köyde olup bu listede yer almayan işletmeleri de hesaba kattığımızda taşocakları yönünden gelinen noktanın kabul edilebilir sınırların çok üzerinde olduğu ortadadır.

ÇED dosyasında “İş bu proje ile 14,82 hektarlık mevcut proje alanı 95,46 hektarlık artış ile 110,28 hektara çıkarılacaktır” denilmekle bu rakamlar proje alanının yaklaşık 8 kat büyümesi anlamına gelmektedir.Aynı raporda ruhsat alanının 130,18 hektar olduğunu bilgisine yer verilmiş olup sonraki yıllarda muhtemelen ruhsat alanına ulaşacak şekilde yeni bir kapasite artışı gündeme gelecektir.’

‘8 BİN 882 AĞAÇ ETAP ETAP YOK OLACAK’

‘Raporun 104. Sayfasında “…yaklaşık 110,28 hektar olan Proje Alanında (ÇED Alanı) tahmini ağaç sayısı 8.822 adet olmakla birlikte, bu ağaçların tamamı birden kesilmeyecek, yıllık çalışma alanı üzerindeki ağaç sayısı kadar kesim işlemi gerçekleştirilecektir.” Denilerek proje kapsamında kesilecek ağaç sayısı belirtilmişse de neyse ki ağaçların tamımı birden kesilmeyecek denilerek yüreklere su serpilmiştir (!) Kesilecek ağaç sayısı alanda yapılmış bir çalışmaya bağlı olmayıp proje alanı üzerinden yapılmış tahmini bir sayı olup gerçek ağaç kaybı sayısının dosyada belirtilen sayının üzerinde olması muhtemeldir. Proje dosyasında “Halkın Katılımı” ile ilgili bölümde yalnızca halkın katılım toplantısına ilişkin yapılan gazete ilanları ve “Halkın Katılımı Toplantısı için toplantı yerlerine İl Müdürlüğü ve Bakanlık yetkilileri ile gidilmiş fakat halkın projeye karşı olması ve bilgilenmek istemediklerini belirtmelerinden dolayı gerçekleştirilememiştir.” İfadesi yer almaktadır. Bu durum esasen proje sahibi firmanın halkın katılımı sürecine gerçek bakış açısını göstermektedir. Zira halkın katılımı bu tür süreçlerin en önemli basamağıdır. Aslolan halkın projeye yönelik iradesi ise bu aşamada ortaya konulan tavrın proje sahiplerince dikkate alınması gerekir. Proje dosyasında halkın katılımı sürecine ilişkin kullanılan ifadeler bu aşamanın salt yasal eksikliği tamamlama amaçlı görüldüğünü, bu aşamada projeye yöneltilen eleştirilerin görmezden gelindiğini gözler önüne sermektedir.’

‘KORONAVİRÜS PANDEMİSİ, MADENCİLİK FAALİYETLERİNİN DE NEDEN- SONUÇ AÇISINDAN ELE ALINMASINI GEREKTİRİYOR’

‘Değinmek istediğimiz bir diğer husus da bu tür projelerde çoğu zaman gözardı edilen ancak esasen sorunun temelini oluşturan madencilik faaliyetinin yarattığı küresel çaplı çevresel etkilerdir. Koronavirüs pandemisinin tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de etkisini ciddi biçimde devam ettirdiği, insanoğlunun yaşam biçimini gözle görülür biçimde değiştirdiği bir ortamda madencilik faaliyetlerinin etkileri içinde bulunduğumuz durumla neden-sonuç ilişkisi üzerinden gerçek manada ele alınmalıdır. Virüs yayılımının insanoğlunun doğal yaşama gereğinden fazla müdahalesinden kaynaklandığı artık güvenilir tüm bilimsel yayınlarda doğrulanmış bir gerçekliktir. Hal böyleyken ve insanoğlunun varlığını tehdit eden böylesi bir salgınla mücadelenin yürütüldüğü bir ortamda halen bu gerçeklikten habersizmiş gibi davranmak kamu idaresi için önemli bir zafiyettir. Her ne kadar kamu idaresi bu gerçekliği görmezden gelse de insanoğlu içinde bulunduğu durum itibariyle artık bir tercih ortaya koymak mecburiyetindedir. Bu tercih, ekolojik dengenin gerçek manada gözetildiği bir yaşam biçim geliştirmek yahut aynı umursamaz tavrı sürdürerek insanoğlunun sonunu getirmek arasında olup tehlike bu denli ciddi ve yakındır. Yukarıda yer verilen açıklamalar doğrultusunda itirazlarımızın değerlendirilerek projeye ilişkin ÇED sürecinin sonlandırılması hususunda gereğini arz ederim.’ denildi.

Ayvalık Tabiat Platformunun da ÇED raporuna itiraz dilekçesi verdiği öğrenildi.