MÜBADİLLER LOKMA HAYRI İLE ANILDI

2037

Nilgün KAYA

1923 ve 1924 yıllarında yaşanan Büyük Mübadelede (Zorunlu Göç )  yaşamını yitirenler, mübadelenin 95. yılında Ayvalık Giritliler Derneği’nce düzenlenen lokma hayrı ile anıldı.

Umut yolculuğu, savaşlar çatışmalar ve terör saldırılarında yaşamını yitirenleri de mübadillerle birlikte andıklarını söyleyen Ayvalık Giritliler Derneği Başkanı Coşkun Tunçmen,  “Bu topraklarda yaşayan halkların geçmişinde yüzlerce yıllık birlikte yaşam deneyimi var. Bizler; mübadil çocukları ve torunları olarak, Mübadelenin 95. Yıl dönümünde Orta Doğu’da, Balkanlar’da, Akdeniz’de, Ege’de ve yaşadığımız coğrafyada çatışma yerine barış, farklı olanı sürgün yerine birlikte yaşama ortamının oluşturulabileceğine yürekten inanıyoruz” dedi.

Talatpaşa Caddesi’nde 31 Ocak Çarşamba günü saat 14.00’te başlayan lokma hayrına Ayvalık Giritliler Derneği yönetim kurulunun yanı sıra Hüseyin Şalmanlı yönetimindeki CHP Ayvalık İlçe Teşkilatı, CHP İlçe Kadınlar Kolu, Vedat Tekten başkanlığındaki Pir Sultan Abdal Kültür Merkezi Ayvalık Şubesi temsilcileri katıldı. Bu sene 3 Aralık’ta düzenlenen ortak etkinliğe, İzmir Giritliler Derneği, İzmir Girit Mübadilleri Derneği, Manisa Giritliler Derneği ve Tire Giritliler Derneği ile birlikte katıldıklarını belirten Ayvalık Giritliler Derneği Başkanı Coşkun Tunçmen, mübadillerin doğdukları toprakları ziyaretlerinde hala güçlük yaşadıklarını söyledi.

“KENDİ ÖZEL TARİHLERİMİZE VE KÜLTÜRLERİMİZE AİT İZLERİ SÜRMEK İSTİYORUZ”

95.Yıl nedeniyle ortak bir açıklama yaptıklarını belirten Tunçmen, “Bundan 95 yıl önce; 30 Ocak 1923 tarihinde, Türkiye Büyük Millet Meclisi Hükümeti ile Yunan Hükümeti arasında, Türkiye’de yerleşik Rum-Ortodokslar ile Yunanistan’da yerleşik Türk-Müslümanların zorunlu göçünü öngören Mübadele Sözleşmesi imzalandı. Yunanistan’ın Balkan Savaşına katıldığı tarih olan; 18 Ekim 1912 tarihinden itibaren yurtlarını terk etmiş olanları da kapsamına alan bu sözleşme ile yaklaşık 2.000.000 insan doğdukları toprakları terk etmek zorunda kaldı. Mübadeleye tabi tutulanlar; yüzlerce yıldır ekip-biçtikleri topraklarını, ekmek parası kazandıkları işyerlerini, evlerini, ibadet ettikleri kutsal mekanlarını, sevdiklerinin mezarlarını geride bıraktılar. Limanlarda, tren istasyonlarında kurulan çadırlarda haftalarca, aylarca beklediler. Çoğu yolcu taşımaya elverişsiz olan gemilerle olmak üzere iki ülke arasında günler, haftalar süren yolcuklar yaptılar. Bu uzun ve zahmetli yolculuk sırasında yaşamını kaybeden yakınlarını denize verdiler. Yetersiz beslenmeden ve kötü fiziki koşullardan ötürü hastalanarak ölenler oldu. Aileler dağıldı. Yeni vatanlarında uzun süre uyum güçlüğü çektiler. Mübadillerin doğdukları toprakları ziyaret etmelerine uzun yıllar izin verilmedi.1. Kuşak mübadillerin hemen hemen tamamı memleket hasreti ile bu dünyadan sessizce göçüp gittiler. Son yıllarda giderek artan sayıda mübadil çocuğu ve torunu, bir vasiyeti yerine getirircesine aile büyüklerinin “memleket” dedikleri toprakları ziyaret etmek istiyor. Onların doğdukları kentleri, köyleri, mahalleleri, ibadet ettikleri kutsal mekânları görmek istiyor. Kendi özel tarihlerine ve kültürlerine ait izleri sürmek istiyor. Ancak; T.C vatandaşlarına vize uygulanması, vize alırken çekilen sıkıntılar düş kırıklığı yaratıyor” dedi.

“TÜRKİYE CUMHURİYETİ HÜKÜMETİ İLE YUNANİSTAN HÜKÜMETİ’NDEN TALEPLERİMİZ VAR”

Tunçmen “AB yöneticilerinden, Yunanistan ve Türkiye Cumhuriyeti Hükümetlerinden iki halk arasına örülen vize duvarının kaldırılmasını tekrar tekrar talep ediyoruz. Verilen sözlerin yerine getirilmesini bekliyoruz. Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olan biz mübadil kökenliler de Yunanistan vatandaşı olan Rum Ortodoks mübadil kökenliler gibi aile büyüklerimizin  doğdukları toprakları vizesiz olarak ziyaret etmek istiyoruz.  Eğer Avrupa Birliği  vize uygulamasını sürdürecekse,  mübadillerin ata topraklarını özgürce ziyaret edebilmeleri için Türkiye ve Yunanistan ortak bir çözüm üretebilir diye düşünüyoruz. 1930 yılında iki ülke arasında imzalanan “İkamet, Ticaret ve Seyrisefain Anlaşması” benzeri ikili bir anlaşma yapılabilir. Mübadele Sözleşmesi sonrası ve Mübadele Sözleşmesinin imzalandığı tarihten önce ve sonra  Girit’ten, 12 Adalar’dan, Batı Trakya’dan, Mora’dan, Teselya’dan ve Makedonya Bölgesinden; kısacası bugünkü Yunanistan sınırları içinde kalan yerleşim yerlerinden  göç edenlere, onların çocuklarına ve torunlarına vizesiz seyahat etme, oturma, yerleşme ve ticaret yapma hakkı verilebilir. Her iki ülkenin yöneticilerinden bu talebimizi dikkate almalarını rica ediyoruz.  Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Yunanistan Hükümeti’nden bir talebimiz daha var: Mübadillerin geride bıraktıkları ve günümüze kadar ayakta kalabilmiş olan; cami, kilise, tekke, manastır, türbe, şehitlik, mezarlık gibi kutsal mekanların;  Hamam, bedesten, çeşme, ayazma gibi tarihi yapıların karşılıklı olarak restore edilmesini ve korunmasını, Mübadil kuşaklara aile büyüklerinin doğdukları toprakları ziyaretlerinde bu kutsal mekanlarda dua ve ibadet etme imkanı sağlanmasını talep ediyoruz. Türkiye’deki ve Yunanistan’daki yerel yönetimlerin ve sivil toplum kuruluşlarının mimari mirasın korunması konusunda gösterdikleri çabaları takdirle karşılıyoruz. Merkezi yönetimlerin ve Avrupa Birliği’nin her iki ülkedeki kültürel mirasın korunması için yerel yönetimlere maddi ve teknik destek vermelerini istiyoruz. Devlet Arşivleri Genel Müdürlüğüne “Muhtelit Mübadele Komisyonu Tasfiye  Talepnameleri”ni Cumhuriyet Arşivi Online Kataloglarına tekrar geri yüklediği için teşekkür ediyor, Mübadele sürecinin ve mübadillerin yaşadıklarının aydınlatılması açısından mübadillerin şahsi dosyalarındaki mektup, dilekçe ve fotoğrafların tasnif edilerek araştırmaya açılmasını rica ediyoruz.  Güncel tartışmalarda Lozan Barış Antlaşması sıkça gündeme gelmektedir. Bazı çevreler antlaşmayı “hezimet” olarak değerlendirmekte, antlaşmanın gizli maddeleri olduğunu, ömrünün 100 yıllık olduğunu, 2023 yılında sona ereceğini söyleyebilmektedir. Unutulmamalıdır ki Birinci Dünya Savaşı sonrası imzalanan tüm antlaşmalar İkinci Dünya Savaşı ile geçersiz kalmıştır. Tek istisna Lozan Barış Antlaşması’dır. “Bu antlaşma Dünya uluslar ailesinde Türkiye’nin yerini tespit ve tescil etmiştir”.  Görsel ve yazılı basında sıkça yer alan; Ege Adaları ve Batı Trakya müftülerinin sorunları gibi konuların iki ülke arasındaki ilişkilerin bozulmasına yol açmadan görüşmeler yoluyla adil bir çözüme kavuşturulması dileğimizdir. Lozan Barış Antlaşması konusunda yalan/yanlış ve eksik bilgilenmenin/bilgilendirmenin önüne geçilmesi için Türkiye’nin siyasi tarihinin öğretilmesinin yanı sıra mübadele konusunun da milli eğitim müfredatına alınmasını, başka bir deyişle ortaokullarda ve liselerde mübadelenin insani ve siyasi yönünün okutulmasını, öğretilmesini talep ediyoruz. Bütün semavi dinler için kutsal olan Kudüs’ün statüsünü değiştirmeye yönelik girişimlere de dikkat çekmek istiyoruz.  Birleşmiş Milletler kararları doğrultusunda Kudüs kentinin ruhani, dini ve kültürel boyutlarının korunması gerektiğini özenle vurgulayarak; kentin statüsünü, karakterini ve demografik yapısının değiştirilmesine yönelik girişimleri şiddetle kınıyoruz.  Mübadil kuruluşları olarak dikkat çekmek istediğimiz önemli bir konu da Ortadoğu’da devam eden kanlı çatışmalar ve savaşlardır. Suriye’de, Irak’ta yüzbinler yaşamını yitirdi ve bu acımasız savaş bütün hızıyla sürüyor. Milyonlarca insan canını kurtarmak için ülkesini terk etti ve etmeye devam ediyor. Türkiye’ye sığınanların sayısı dört (4) milyona yaklaştı. Peki,  ne hedefleniyor? Emperyal çıkarlar uğruna ülkelerin bölünüp, parçalanması mı?  Hatırlatmak isteriz ki; değişecek sınırlar bölge halklarına kan ve göz yaşından, göç ve ölümlerden başka hiçbir şey getirmeyecektir. Bu topraklarda yaşayan halkların geçmişinde yüzlerce yıllık birlikte yaşam deneyimi var. Bizler; mübadil çocukları ve torunları olarak, Mübadelenin 95. Yıl dönümünde Orta Doğu’da, Balkanlar’da, Akdeniz’de, Ege’de ve yaşadığımız coğrafyada çatışma yerine barış, farklı olanı sürgün yerine birlikte yaşama ortamının oluşturulabileceğine yürekten inanıyoruz. Savaşlarda, göç yollarında ve terör saldırılarında yaşamını yitirenleri saygı ve rahmetle anıyor, çekilen acılar bir daha yaşanmasın diyoruz” dedi.