“25 YIL OLDU MADIMAK HALA YANIYOR”

1751

Nilgün KAYA

25 yıl önce yaşanan Sivas Katliamının insanlık tarihinin en büyük ayıplarından biri olduğunu belirten Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Ayvalık Şube Başkanı Vedat Tekten, ‘Madımak hala yanıyor ve o ateş asla sönmeyecek. Bu vahşetin sorumluları ve emri uygulayanlar hak ettikleri cezaları alana kadar bu davanın takipçisi olacağız” dedi.

Ayvalık Talatpaşa Caddesi’nde katliamın 25. Yılı nedeniyle bir açıklama yapan Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Ayvalık Şubesine CHP,  Emek Partisi, çeşitli STK temsilcileri ve vatandaşlar destek verdi. Şube Başkanı Vedat Tekten tarafından yapılan açıklamada, ’25 yıl önce bugün Sivas’ta ülkemiz tarihinin en vahşi, en insanlık dışı bir katliamı Madımak otelinde gerici faşist güruh tarafından gerçekleştirildi ve 35 canımız askerin, jandarmanın, polisin kısacası devletin gözü önünde yaklaşık 8 saat suren kuşatma altında yakılarak katledildi. Aydınlarımız, Sanatçılarımız, yazarlarımız, genç kızların küçücük çocuklarımız ve iki otel çalışanı dünyanın gözü önünde yanarak can verdiler. Dönemin başbakanı Tansu Çiller “Çok şükür dışarıdaki insanlarımıza bir şey olmadı” diyebilecek kadar bayağı bir ifadeyle bu ayıbı daha da derinleştirici binlerce caninin Allahu Ekber nidalarıyla katılıp bu suça ortak olduğu olay sonrası çok büyük bir grup adalet önüne çıkartılarak sözüm ona yargılandı. Bu suçu işleyenler ve onları savunanlar daha sonra işbaşına gelen AKP iktidarı tarafından bakan, müsteşar, vali, belediye başkanı ve milletvekili yapılarak ödüllendirildiler ve suçlular serbest bırakıldı. Daha sonra yeniden açılan dava ise 2012 yılında zaman aşımı nedeniyle tamamen kapatıldı ve dönemin başbakanı günümüzün AKP genel başkanı sonuca “milletimiz için hayırlı olsun “diyebildi. Caniler sözüm ona kırmızı bültenle arandıkları süre içerisinde kendi kimlikleri ile askere gidebildiler, gayrimenkul satın alabildiler, evlenebildiler ve ne hikmetse devlet bunları göremedi. Katliamın bir numaralı sanığı 16 yıl emniyetin yanı başında aldığı evde yaşadı ve orada öldü. Devlet göremedi. İtirazlarımız üzerine sözüm ona soruşturma açılıp dava yeniden başladı ve 42 saniyede sonlandırıldı. Davanın mağduru şehit ailelerimiz yaşlarına bakılmaksızın gaz fişekleri ve tazyikli suyla şiddete maruz bırakıldı.
Sivas katliamı bir insanlık suçudur ve insanlık suçların Sivas katliamı bir suçların da zaman aşımı olamaz. Bizlerin binanın “utanç müzesi “yapılması talebine rağmen bina bir müddet kebapçı olarak kullanıldı, daha sonra tekrar otel olarak düzenlendi ve vahşete dair tüm izler silinip temizlendi. En sonunda girişine katillerimizin de adlarının yer aldığı bir “anı (!)” panosu konularak içinde hiçbir etkinliğin yapılmadığı kültür evine dönüştürüldü. Oysa biz oranın Solingen örneğinde olduğu gibi bir “utanç müzesi” olmasını istiyorduk. Bu konudaki talebimizden asla vazgeçmeyeceğiz ve eninde sonunda bu talebimizi gerçekleştireceğiz. Bizler adla size boyun eğmeyeceğiz, asla biat etmeyeceğiz, bize asla diz çöktüremeyeceksiniz. Aksine müsaidimiz saydığımız dostlarımızla birlikte emek, demokrasi, özgürlük, eşitlik ve adalet mücadelesini daha da yükselteceğiz ve sonunda kazanan taraf olacağız. Çünkü zulümle hiçbir zaman abad olunmamıştır. Sivas için adalet talebimizi her zeminde herkes için adalet talepleriyle birleştirip halkların dil, din, mezhep ve cinsiyet ayrımı gütmeden kardeşçe yaşadığı bir ülkeyi yeniden inşa edeceğiz.
Bugün 15 Temmuz darbesi bahane edilerek ilan edilen OHAL yasaları ve KHK’lerle ülkeyi yönetenler gün gelip bu iradeyi kabul etmek zorunda kalacaklar itiraz eden herkesi zindanlara kapatarak bu iradeye mani olamayacaksınız. Bu coğrafyada barışı mutlaka sağlayacağız. Başımıza FETÖ’yü bela edenler aynı yolda yürürken ıslananlar, hırsızlar, tecavüzcüler, çocuk tacizcileri, dışarıda serbest dolaşırken zamanında FETÖ’ye karşı mücadele veren aydınlar gazeteciler milletvekilleri parti başkanları ve STK yöneticileri şu anda tutsaklar.
Aleviler olarak bizler bu ülkede herkes için eşit yurttaşlık, adalet ve barış istiyoruz. Cem Evi önünde polis kurşunu ile ölen Uğur Kurt için, evinde polis kurşunu ile ölen Dilek Doğan ve gezi direnişinde katledilen gençlerimiz ve çocuklarımız için, Suruç’ta katledilen karanfil tutan çocuklarımız için, Ankara garı önünde katledilen insanlarımız için, emekleri çalınan emekçiler için şiddete kurban verdiğimiz kadınlar için deremiz ormanımız doğamız için adalet istiyoruz. Teröre kurban verdiğimiz canlarımız için bugün belki bir kuşatma altındayız fakat bizlerin bu kuşatmayı kıracak gücümüz var. Birleşmek zorundayız. Faşizme karşı omuz omuza şiarı ile birleşe birleşe kazanacağız. Bugüne kadar aydınlık ve özgür bir yaşam için toprağa düşen tüm canlarımızı huzurunuzda bir kez daha anıyor ve anıları önünde saygıyla eğiliyoruz.Unutmayın ki her muaviye karşısında bir Hüseyin mutlaka bulunmuştur’ denildi.