Genç yazardan gizemli bir roman “Tanrı’nın Öpücüğü” 

140

Nilgün KAYA

Balıkesirli Nuray Deri’nin “Tanrı’nın Öpücüğü” isimli romanı Siyah Beyaz Yayınevi’nden çıktı. Deri, 1 Ekim Cumartesi günü, Manisa Soma’da Cengiz Topel Meydanı’nda düzenlenecek olan Soma Kitap Fuarı’nda okuyucularıyla buluşacak.

Bir kamu kurumunda memur olarak çalışan genç yazar, ikinci kitabı olan “Tanrı’nın Öpücüğü” kitabının içeriğini okurlarının keşfetmesini istiyor. Kitaba dair yazarın arka kapak yazısı şöyle;

“Hayat bu! Mevzuu zaaflar ve değerlerse tüm sahip olduklarını unut! Gücün yetiyorsa bir tek, benliğini ayakta tut.

Zaafları bir insanı yaşarken kaç kez öldürebilir ki? Ya değerleri! Değerleri için ölümü göze alırken, aynı değerler artık yaşamak için de yeterli gelir mi?

Ona hangisi başlattı bu psikolojik savaşın kısır döngüsünü peki… Zaafları mı, yoksa değerleri mi?

Varlık içinde büyümüş, şehvetle günahlarını yoğurmuş, popüler, güçlü birisi; sırlarına rağmen, benliğini defalarca kendi duvarlarına çarpa çarpa da ayakta tutabilir mi?

Şimdi tüm bildiklerini tekrar unut!

Peki ya aşk! Aşk gerçekten her şeyi affeder mi?”

NURAY DERİ KİMDİR?

Balıkesir’de doğdu. Balıkesir Üniversitesi Turizm ve Otelcilik ile Anadolu Üniversitesi İşletme bölümlerinden mezun olup, Selçuk Üniversitesi’nde Halkla İlişkiler ve Tanıtım alanında Yüksek Lisans yaptı.

Kamu kurumunda Uzman Memur olarak çalışıyor olsa da, ötelediğini düşündüğü yazma eylemi, aslında gizlice ona hep eşlik etti. Okumayı kendisi için çok sevdi, yazmayı ise başkaları için…

Kendi adıyla yazmaya başlamaya, ailesine olan zaafı vesile oldu. 2019 yılında Hematolojik Nadir Hastalıklar Derneği’nin öykü yarışması, annesinin de kan hastalıkları bölümü hastası olması sebebiyle ilgisini çekti ve duyuruya kayıtsız kalamadı. O dönem, resmi bir yarışmaya gönderdiği ilk ve tek öyküsü olan “Deli Sefa” başarılı bulunarak; “Hayata Tutunma Öyküleri 2020” kitabında yayımlandı. Sonrasında da roman yazmaya karar verip “Tanrı’nın Öpücüğü” romanını yazdı.

Nuray Deri farklı kurgularının yanı sıra kalemini cesur da tutan yazarlardan… Aşk, şehvet, ayrılık hatta mizah gibi başlıklara düz yazılarında yer verse de bilhassa dram yazılarında toplumun unutmasını ya da alışıp görmezden gelmesini istemediği (vatan, şehitler, Atatürk, yetimhane çocukları, aile bağları) konuların altını çiziyor.