“ORMAN VE MERALAR HALKINDIR, TALAN EDİLMESİNE İZİN VERMEYECEĞİZ”

Haber: C.Saffet Yılmaz

Mimarlar Odası (TMMOB) Balıkesir Şube Başkanı Betül Dikici, CVK maden şirketi için verilen “ÇED gerekli değildir” kararına karşı Balıkesir 2.İdare Mahkemesi’nde açtıkları itiraz davasının bugün görülen duruşması sonrasında konuya ilişkin açılamalarda bulundu.

Dikici yaptığı açıklamada, “Balıkesir İli, Altıeylül İlçesi Sarıalan Köyü/Mahallesi ile İvrindi İlçesi, Sofular, Çamköy, Gökçeyazı Köyü/Mahalleleri sınırları içinde bulunan CVK Maden İşletmeleri San. ve Tic. A.Ş. ne ait 200903319 Ruhsat numaralı sahada IV. Grup (Altın, Bakır) Maden Ocağı kapasite artışı hazır beton tesisi projesi hakkında 16.04.2021 tarihinde verilen “ÇED Olumlu” kararının yürütmesinin durdurulması ve iptali hakkında Mimarlar Odası olarak; Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’na karşı açtığımız dava (Dava Dosyası: Balıkesir 2.İdare Mahkemesi 2021/710 E.) süreci devam etmesine rağmen 07/10/2021 tarihli ara karar ile Balıkesir 2.İdare Mahkemesinde görülmekte olan başka bir davada keşif yapıldığı, konunun aynı olması nedeniyle bizim davamızla arasında bağlantı bulunduğu için usul ekonomisi ilkeleri gözetilerek ayrı bir keşfe gerek olmadığı vurgulanmış ve o keşif sonucunda düzenlenecek raporun beklenmesine karar verilmişti. Söz konusu Bilirkişi Raporu Mahkemenin 2021/367 sayılı dosyasına sunulmuştur.

* Hiçbir teknik denetim yapmaksızın mesleki formasyonlarını aşan bir onama çabası içine girmiş olmaları tarafsızlıklarına olan inancımızı zedelemiş yanlı olduklarını düşünmemize neden olmuştur. Özellikle uzmanı olmadıkları botanik, zooloji, meteoroloji, ve hidroloji gibi konularda dahi bellenmiş bir vazifeyi ifa edercesine onay beyanlarında bulunmuş olmaları bu düşüncemizi pekiştirmiştir. Bu nedenle mevcut heyetteki tüm bilirkişileri reddediyoruz. Dosyamızda yeniden keşif yapılmasına karar verilmesini talep ediyoruz. ..

* Davalıları ve davalı müdahilini keşfin icrası sürecine dahil edilirken bu imkanın bize tanınmamış olması “yargılamada eşitlik” ilkesine ve hukuka aykırı keşif yapılmış olup; hakkımızı mahkeme önünde ileri sürme ve savunma olanaklarımızı sınırlayan bu durum keşfi bizim açımızdan eksik bırakmıştır. Eksik olan keşif hukuken sakattır. Anayasamızın “Hukuk Devleti” ilkesine aykırıdır. Sakat bir keşfe dayalı bilirkişi raporu da hukuka aykırıdır. Hükme esas alınamaz.

Sonuç olarak;

1-) Önceden denetleme olanağı bulamadığımız için yetersiz ve botanik, zooloji, meteoroloji, hidroloji gibi uzmanı olmadıkları alanlarda dahi bilirkişi raporunu hazırlayanların yanlı olduklarını düşündüğümüz bilirkişileri reddediyoruz.

2-) Botanik, zooloji, meteoroloji, ve hidroloji gibi projenin denetlenmesi gereken en temel alanlarına ilişkin uzman içermeyen bilirkişi heyetine bu açıdan da itiraz ediyoruz.

3-) Bu bilirkişiler ile başka bir dosya üzerinden yapılan ve bize katılma şansı tanımayan keşfe itiraz ediyoruz.

4-) Dosyamızı görmedikleri için dava dilekçesinde vurguladığımız birçok eksiğin farkında olmayan ve bunları bu nedenle cevaplayamayan, tesadüfen değindikleri noktalarda ise ÇED Raporunu onaylayan soyut beyanlar ötesinde hiçbir bilimsel açıklama yapamayan bilirkişilerce düzenlenmiş rapora itiraz ediyoruz.

5-) Akademik formasyonları dava konusu projeyi değerlendirecek düzeyde ve projeyi ilgilendiren bütün bilim dallarında uzmanlaşmış bilirkişilerden oluşturulacak yeni bir heyet ile dosyamızda yeniden keşif ve bilirkişi incelemesi yapılmasını mahkemeden talep etmiş bulunuyoruz.

Önceki ÇED sürecinde Sarıalan köyü halkının ve bölge halkının görüş ve talepleri göz ardı edilmiş toplanan yüzlerce imzadan ÇED raporunda bahsedilmediği gibi ÇED raporunun ekine de bu imzalar konulmamıştır. Dava konusu olan ÇED raporu eksik ve hatalı incelemeye dayalıdır. Dava konusu olan ÇED raporu olumlu kararı hukuka aykırıdır, iptali gerekir.

ÇED alanının neredeyse tamamı orman alanı içerisindedir. Bu orman önemli bir ekosistem oluşturmuş olup; erozyonu önlemesinin yanı sıra su depolama kapasitesi de oluşmuş bir ekosistem alanıdır. Ayrıca proje sahasında Sarıalan Dallımandıra Göleti ve bu göletten sulanan sulu tarım arazileri bulunmakta ve hayvancılık yoğun bir şekilde yapılmaktadır. Oysaki madencilik faaliyetleri tozu, dumanı siyanürü ile toprağın, suyun ve havanın kirliliğine direkt etkilidir. Yöre halkında astım, koah gibi solunum yolu hastalıkları görülecektir. Yine bu yolla partiküllerin içinde yer alan ağır metaller insana, hayvana ve tarlalardaki meyve/sebzelere direkt alındığı bilimsel çalışmalarla ortaya konmuştur. Altın Madeni arama projesinin, yerleşim yerlerine(Sarıalan mahallesi) yakınlığı 230 METRE ‘dir. Maden arama faaliyeti sırasında dinamit patlatma vb. gürültü/ toz kirliliği ile limit değerler hep aşılacaktır. Bu durumda ne gibi tedbirler alınacağı ÇED raporlarında belirtilmemektedir.

ÇED uygulamaları amacından sapmış; doğa talanına dönüştürülmüştür. Çevre ve Şehircilik Bakanlığının bir dönemde 400 ün üzerinde “ÇED Olumlu” kararına karşılık sadece 4 “ÇED Olumsuz” kararı olması; bununla beraber “ÇED Gerekli Değildir” kararlarının binlerce olması muhtemel sayılarının dahi bilinemiyor olması bunun somut göstergesidir…

TMMOB Mimarlar Odası ve bugün burada bulunan Çevre örgütleri olarak hep birlikte dayanışma ile tüm bilimsel donanımımızı ve mesleki birikimimizi doğa ve halk için kullanmaya hazırız. Bir an önce doğayı ve yaşamı yok edecek olan bu maden alanlarına karşı doğru, şeffaf ve denetlenebilir bir çevre politikasının açıklanıp; hayata geçirilmesi gerekmektedir. Balıkesir, Altıeylül Sarıalan, İvrindi Sofular, Çamköy, Gökçeyazı Köyü/Mahallelerinin tarlalarının, sularının, otlaklarının, ormanlarının, meralarının talan edilmesine izin vermeyeceğiz. “ dedi.