“KADINA YÖNELİK ŞİDDET EN BÜYÜK İNSAN HAKLARI İHLALİDİR”

199

Nilgün KAYA

Kadının Sosyal Hayatını Araştırma ve İnceleme Derneği Ayvalık Şubesi, 25 Kasım Kadına yönelik şiddete karşı mücadele günü nedeniyle yaptığı açıklamada, kadına yönelik şiddetin en büyük insan hakları ihlali olduğu vurgulandı.

Kadının Sosyal Hayatını Araştırma ve İnceleme Derneği Yönetim Kurulu adına Başkan Filiz Karayelli yaptığı açıklamada, “Kadına yönelik her türlü şiddet, herhangi bir siyasi veya ekonomik sistemle sınırlı olmayan, her toplumda var olan ve mutlaka karşı duruş ve politika gerektiren en büyük insan hakları ihlalidir. Kadına yönelik kamusal alanda veya aile içi özel yaşamda meydana gelen şiddetin her türü kadının fiziksel, ruhsal, sosyal, cinsel ve ekonomik açıdan zarar görmesine, acı çekmesine, onurunun zedelenmesine, özgüvenini yitirmesine ve kadınlara karşı ayrımcılığın sürmesine yol açıyor.

Kadın hakları ihlalleri ve kadına karşı şiddet oransal olarak değişiklikler gösterse de ülke, bölge, il, ilçe ayrımı olmaksızın artarak devam ediyor. Dünyadaki her toplumda yaygın ve sınır veya sınıf tanımıyor. Birçok ülkede kadın hakları savunucuları, toplumsal cinsiyet eşitliğini sosyal istikrar ve yerleşik ekonomik çıkarlar için tehdit olarak gören güçler birliği ile karşı karşıya bulunuyor. Dünyanın bir çok yerinde kadınların hukuki ve politik kazanımları tersine çevrilmeye, yürürlükten kaldırılmaya veya uygulama noktasında görmezden gelinmeye çalışılıyor.Oysa kadına yönelik şiddeti önlemede en önemli çıkış noktası her alanda kadın erkek eşitliğinin sağlanmasıdır. Bu nedenle kadına yönelik şiddeti görünür kılmak ve buna karşı koymak için kadınlar örgütlenmeye devam ediyor. Yasalara, politikalara ve uygulamalara karşı önemli değişiklikler başarıyor, kadınların insan haklarından faydalanabileceği bir dünya için mücadele etmeye devam ediyorlar.

Mücadelenin Ayvalık ayağında yer alan kamuya yararlı dernek statüsündeki Kadının Sosyal Hayatını Araştırma ve İnceleme Derneği’mizin bağlı olduğu Türkiye Kadın Dernekleri Federasyonu (TKDF) tarafından yönetilen Aile İçi Şiddet Acil yardım Hattı’nın temel noktası kadınların insan haklarından daha fazla faydalanması adına şiddete uğradıklarında veya öncesinde nerelere başvurabilecekleri nasıl yardım alabilecekleri konusunda uzman ekiplerden bilgi almasıdır.

Acil Yardım Hattı, kadın ve kız çocuklarına yönelik koruyucu ve önleyici hizmetler sunmakta, bu kapsamda çok farklı paydaşlar ve belediyeler ile risk altındaki kadın ve kız çocuklarının ihtiyaçlarının karşılanmasına yönelik işbirliği yapmaktadır.0549 656 96 96 – 0212 656 96 96 numaralı yardım hattına gelen aramalardan derlenen istatistiki bilgilere göre; 15 Ekim 2007’den günümüze kadar hatta toplam 80.706 arama gelmiştir. Bu aramalar içerisinde Türkiye’nin tüm illerinden gelen ihbarlarla birlikte çok sayıda ülkeden (Almanya, Fransa, Avusturya, Azerbaycan, Belçika, Hollanda, Avustralya, Amerika, Suriye, İsviçre, İran, Tunus, İngiltere, İsveç, Romanya, Libya, Japonya, Ukrayna, Gürcistan, Kenya, Kanada, Kazakistan, Yunanistan, Çin, Birleşik Arap Emirlikleri, Irak ve Kıbrıs) gelen ev içi şiddet ihbarları yer almaktadır.1-31 Ekim 2021 tarihleri arasında ise toplam 467 çağrı gelmiştir. Bu çağrılar sonucu 142 vaka dosyası açılmıştır. 80 kişi ev içi şiddetle ilgili başvuru yaparken, 61 arama eş şiddeti ihbarıdır. 99 aramaya hukuki bilgilendirme yapılmış, 41 arama ise karakola yönlendirilmiştir. 14 arama sığınak talebi için olmuştur. Gelen çağrıların 8 tanesi acil müdahele gerektiren vakalar üzerine olmuştur. Hatta gelen çağrıların önemli çoğunluğu İstanbul’dandır. 67 çağrı İstanbul’dan gelirken, 27 çağrı Ankara’dan, 15 çağrı Gaziantep’ten, 12 çağrı İzmir’den, 11 çağrı da Aydın’dan gelmiştir. Ekim ayı içerisinde bu iller dışında 31 ilden daha çağrılar gelmiştir. Bu iller gelen çağrı sayılarına göre şu şekilde sıralanmaktadır: Tekirdağ, Antalya, Erzurum, Adana, Bursa, Afyon, Balıkesir, Edirne, Hakkari, Kahramanmaraş, Kayseri, Kırıkkale, Manisa, Mersin, Muğla, Nevşehir, Sakarya, Uşak, Zonguldak, Artvin, Burdur, Diyarbakır, Elazığ, Eskişehir, Kars, Kocaeli, Konya, Mardin, Sinop, Yalova, Batman’dır. En çok çağrının geldiği İstanbul ilinde çağrıların ilçelere göre dağılımı ise şu şekilde olmuştur: Esenyurt, Küçükçekmece, Kartal, Tuzla,Kadıköy, Arnavutköy, Bakırköy, Sultangazi, Avcılar, Bağcılar, Bahçelievler, Başakşehir, Beykoz, Maltepe, Üsküdar, Beşiktaş, Beylikdüzü, Beyoğlu, Çatalca, Esenler, Fatih, Kağıthane, Sultanbeyli, Sarıyer, Şişli ve Zeytinburnu’dur. Acil yardım hattına gelen çağrıların şehir ve ilçeler arasındaki dağılımı göstermektedir ki, şehirlerin gelişmişlik seviyeleri, sosyoekonomik durumları fark etmeksizin farklı şehir ve ilçelerden şiddet ihbar çağrıları gelmektedir.Aile içi şiddet mağdurlarının büyük çoğunluğu kadınlardır (%91,9). Kadınlardan sonra ev içi şiddetin mağduru çocuklardır (kız çocuk %4,1 ve çocuklar %2,4). Ev içi şiddet mağduru olarak belirtilen erkeklerin oranı ise %1,6’dır. İhbar edilen şiddet vakalarının önemli çoğunluğu fiziksel ve psikolojik şiddet vakalarından oluşmaktadır (psikolojik şiddet %41,72 ve fiziksel şiddet %31,90). Bu şiddet türlerinin dışında, ihbar edilen şiddetin %15,95’i sosyal şiddet, %5,52’si cinsel şiddet ve %4,91’i ekonomik şiddettir. Burada şunu belirtmekte fayda bulunmaktadır: Her ne kadar analiz yaparken şiddet türlerini birbirlerinden kavramsal olarak ayırmak mümkün ve görece kolayken, gerçek hayatta bu durum pek kolay olamamaktadır. Çoğu vakada birçok şiddet türü birlikte yer alabilmektedir, fakat bir ya da iki tanesi mağdur üzerindeki derin etkileri nedeni ile diğerinden öne çıkmakta ve mağdur tarafından dile getirilmektedir. Aynı zamanda fiziksel şiddet dışındaki şiddet türleri mağdurlar tarafından bilinmiyor olabilmektedir. Farklı şiddet türleri biliniyor olsa dahi her durum ihbarda bulunmak, o konuda yardım talep etmek için yeterince acil ve ciddi bir durum olarak değerlendirilmiyor da olabilmektedir. Acil yardım hattına gelen çağrılar göstermektedir ki, kadınlar en çok en yakınlarındaki erkekler tarafından şiddete uğramaktadır. Gelen çağrılar şiddetin en güvenli yer olduğunu varsayılan ev içerisinde kadınların hayatlarını paylaştıkları eşleri ve/veya diğer aile bireylerinden geldiğini göstermektedir. Eşler %60,4 oranla saldırganlar içerisinde en geniş grubu oluşturmaktadır. Eşleri, %21,6 oranla diğer aile üyeleri takip etmektedir. Aile üyeleri içerisinde baba, oğlan çocuk, kız çocuk, ağabey, anne ve baba genel olarak ailede şiddet uygulayanlar olarak ihbarlarda belirtilmiştir. Bu duruma ek olarak, bu ihbarlar göstermektedir ki, kadınlar eşleri ve ev içerisindeki birinci derece akrabaları dışındaki şahıslar tarafından da şiddete uğramaktadır. Arada bir evlilik bağı olmadan da kadınlar duygusal ilişki içerisinde oldukları ya da duygusal ilişkilerini bitirmek istedikleri erkeklerin şiddetine maruz kalmaktadırlar. Çağrılarda kadınlar eski eşlerinden, eski veya mevcut erkek arkadaşlarından gördükleri şiddeti ihbar etmişlerdir. Bunların dışında komşu, eşin ailesi, diğer akrabalar da acil yardım hattına gelen şiddet ihbarlarında saldırganlar arasında belirtilmiştir. Son 1 haftada 10 kadının, 21 Mart’tan bu yana 203 kadının öldürüldüğü ülkemizde aile içinde veya sokakta, otobüste, okulda, yuvada şiddet olayları her geçen gün daha da artırıyor. Önlem alınmıyor. Mağdur korunamıyor. Bir insan hakları ihlali olan kadına yönelik şiddet önlenemiyor.Türkiye’de başta bir genel kadın politikasının olmaması, yetersiz adalet ve yargılamada eksiklik, kadını aciz gösteren uygulamalar,Türk Ceza Kanunu’nda kadına şiddetle ilgili ceza maddesinin eksikliği, ısrarlı takibin suç tanımının olmaması, yargılamada kadını suçlayıcı bahaneler, öldüren erkeğe iyi hal indirimi, pandemide ekonomik yoksulluğun artması ile toplumsal şiddetin pompalanması ve kadın aciz görülerek Başak Cengiz hiç tanımadığı bir erkek tarafından yol ortasında samuray kılıcı ile öldürülebiliyor.Pınar Gültekin olayında yargılama 7-8 ay uzatılarak cezai müeyyideler verilmiyor veya İsparta’daki Güleda’nın katilini o sürece adeta teşvik eden uygulamalar yapılıyor.

Şiddetin önlenebilmesi için öncelikle “kadın erkek eşitsizliğinin bir demokrasi meselesi” olarak ele alınmasına, sürdürülebilir kalkınmanın ön koşulu olarak görülmesine ihtiyaç var. Bu açıdan, kararlı bir devlet politikasıyla “toplumsal cinsiyet eşitliği” yolunda zihniyet değişikliğinin sağlanması gerekir.

Zihniyet değişmedikçe şiddeti, istismarı önlemek mümkün olmayacak ve giderek yoğunlaşacaktır.Her ne kadar 6284 sayılı kanun ve Kades gibi uygular var olsa da şiddetle mücadelede ülkelere rehberlik eden ve yaptırımlar getiren İstanbul Sözleşmesinden vazgeçilmesi mücadeleye büyük sekte vurmuştur.İstanbul sözleşmesine yeniden taraf olunması şarttır.Bunun dışında sivil toplum örgütleri, barolar ve tüm kamusal kesimlerin bu amaçlar doğrultusunda yapacakları işbirliği ile uygulayacakları, somut çıktıları olan, kadının her alanda varolmasını, güçlenmesini ve korunmasını sağlayacak sürdürülebilir, erişilebilir, izlenebilir projeler de sonuca götürecek en önemli adımlar olacaktır.

Sosyal belediyecilik anlayışı ile bir eylem planı içerisinde, cinsiyet eşitliği perspektifinden yola çıkılarak yerelde konuyla ilgili toplumsal eşitlik merkezi, kadın ve aile hizmetleri müdürlüğü gibi kurumsallaşmalar sağlanması, eşitlik politikalarının sürdürülebilir olması için gereklidir.Personelde liyakat ve feminist bakış açısı olması önemlidir.

Kadın Dostu Kent Vizyonu, Baro ve stk’larla işbirliği, Anketler, Kadın akademisi, Personel eğitimi, Kırsalda eğitim, Post paylaşım ve online eğitim, Öz savunma eğitimi, Kadın yönetici ve meclis üyesi sayısını arttırmak, Evlilik atölyesi, Broşür,afiş çalışmaları, Kadın üretici pazarları, Kooperatif çalışmaları, Ürünlere alım garantisi, Online iş bulma, Evimin ustasıyım projeleri, Tesisat ve elektrik kursları, Kreş, masal evi, Psikolojik ve hukuksal danışmanlık, Kadın Sığınma Evi, Kadın Yaşam Evi( 12 yaş üstü çocuklar annesinden ayrılmasın diye) Gıda Bankası, Güvenli sokaklar, Aile İçi Şiddet Acil Yardım Hattı’nın duyurulması ve protokolün imzalanması gibi toplumsal cinsiyet eşitliğinden yana kadına yönelik şiddeti önleyici projelerin uygulanması, şiddete karşı atılmış somut çıkarımları olan önemli adımlar olacaktır.Şiddetsiz bir Türkiye mümkün! Çaresiz değiliz, çare sizsiniz!”  Dedi.