“AYVALIK ASLINDA BİR SANAYİ KENTİ”

599
Fotoğraf: Müjdat Soylu koleksiyonu

Nilgün KAYA

16. Uluslararası Ayvalık Zeytin Hasat Festivali kapsamında düzenlenen ‘Dünya Mirası Listesi yolunda Ayvalık’ konulu panelde Ayvalık’ın endüstriyel mirasının diğer endüstriyel miraslardan çok farklı olduğuna vurgu yapılırken 19. yüzyılda kent dokusunun sanayileşme ile birlikte şekillenmesi nedeniyle Ayvalık’ın aslında bir sanayi kenti olduğu ifade edildi.

Fotoğraflar: Taylan Köken

Küçükköy Halil Başyazgan Kültür Merkezi’nde, İstanbul Bilgi Üniversitesi İletişim Fakültesi Sanat ve Kültür Yönetimi Bölüm Başkanı Doç. Dr. Serhan Ada moderatörlüğündeki panele Sanat Tarihi uzmanı Dr. Berrin Akın, Prof. Dr. Abdullah Soykan ile Bergama Belediyesi UNESCO Dünya Mirası ve Alan Yönetimi Birimi Koordinatörü ve Öğretim Görevlisi Yaşagül Ekinci konuşmacı olarak katıldı.

“SİZLERİN SAHİP ÇIKMASIYLA YAŞAMAYA DEVAM EDECEK BİR MİRASTAN BAHSEDİYORUZ”

Panelin moderatörlüğünü üstlenen İstanbul Bilgi Üniversitesi İletişim Fakültesi Sanat ve Kültür Yönetimi Bölüm Başkanı Doç. Dr. Serhan Ada,“Sizlerin sahip çıkmasıyla yaşamaya devam edecek bir mirastan bahsediyoruz. Burada yaşayanların, Ayvalık’lıların, sizlerin bunu sahiplenmiş olması lazım. Yoksa bunlar boştur. 2015 yılında bu yola çıkıldığında iki günlük sempozyum ve en sonunda da hangi değerlendirmeler Ayvalık’ın UNESCO yolunda işine yarar diye konuşulduğunu hatırlıyorum. Orada öne çıkan bazı şeyleri hatırlatmak istiyorum. Ayvalık’ın sadece yapısal mirası zeytin değil Ayvalık’ın bir şehir olduğu gerçeği ortaya çıkmıştır. Daha İstanbul’da sanayiden bahsedilemezken burada zeytinyağı sabun ve dericilik üzerine sadece üretim değil aynı zamanda sendikalaşmanın olduğu hatta sendikaların patronlarıyla toplu pazarlığa girmek üzere çalışma içerisinde olunduğu biliniyordu. Ayvalık akademisinin varlığı gibi Ayvalık’ın şehir geçmişi endüstriyel zenginliği o toplantıda ortaya çıktı.

“ENDÜSTRİYEL MİRAS TEMELDE BİR ŞEHRİN ANATOMİSİDİR”

Sanat Tarihi uzmanı Dr. Berrin Akın, “15 yıldır Ayvalık’ta çalışan bir sanat tarihçi olarak, bu kentle ilgili ilk izlenimleri kentte yaşamakla ilgili. Sokağa iner inmez karşılaştığımız güzel evler. Kentin kimliğinin saklı olduğu evler. Sahil boyunca mevcut bacaları ile fabrikalar. Şehri anlamak için en önemli parçanın hala eksik olduğunu düşünüyorum. Görmezden geldiğimiz, önünden geçerken fark etmediğimiz, fabrikaları atölyeler. Yani kentin endüstriyel mirası. Bu kavram çok geniş bir kavram. Biz de çok geç tanınmaya başladı. Tarih, Mimari, Arkeoloji gibi disiplinler arasında çalışmalara olanak veren bir alan. Ayvalık’a özel bir şey değil. Endüstriyel mirasın tanınma olayı çok geç gerçekleşmiş. 1978’lerde bu miras koruma altına alınmaya başlanmış. Endüstriyel miras artık tüm dünya için görünür olmaya başlamıştır. Endüstriyel miras, temelde bir şehrin anatomisidir. Geçmişini anlamak için en önemli yapılarıdır. Bizdeki sürece değinirsek, bizde de endüstriyel mirası ile yaklaşımlar çok geç oluyor. Kitaplarda ve seyahatnamelerde bundan bahsedilmiyor. 2000’li yıllardan itibaren endüstriyel mirastan bahsediliyor. Sanat tarihi açısından bir değerlerinin olup olmadığı tartışma konusu oluyor. Endüstriyel miras mimari miras boyutunda çok önemli bir yere sahip olmanın dışında aslında sanat tarihinde de stil ve üslup açısından önemi kabul ediliyor. Endüstriyel miras, kenti tanımlamada önemli. Endüstriyel mirasın kentin dinamiği ve geçmişi hakkında ne anlattığına bakmamız gerekiyor. Sanayileşme ile birlikte endüstri kentleri daha önemli oluyor. Ayvalık’ın İzmir’e yakınlığı, bir takım siyasi ve ekonomik yapılanmalar gibi sebeplerden dolayı Ayvalık, İzmir’den sonraki en önemli liman kenti haline geliyor. Bunu sağlayan koşullar tabii ki sanayileşme ve zeytin.” dedi. Ayvalık endüstriyel mirasının diğer endüstriyel miraslarından farklı olduğuna dikkat çeken Akın, “ İzmir’den sonra Batı Anadolu’daki ticari anlamdan en büyük kent olmasının özelliklerini Ayvalık’ta görüyoruz. Kıyı boyunca dizilmiş binalarda bir anıtsallık var. Endüstriyel peyzajın simge yapıları diyebiliyoruz. Liman kenti platformu ortaya koyabilecek yapılar var. Asıl sorumuz şu, dünyada birçok endüstriyel miras var. neden Ayvalık’ta ki endüstriyel mirası bu kadar önemli? 2014’te hazırladığım doktora tezi de bir arşiv taraması yaptığımda yapı oranlarının küçük bir liman kenti olmasına rağmen zeytinyağı fabrika sayılarının 22 civarında olduğu, prina fabrikasının 15, deri fabrikalarının 7, un fabrikasının 3 adet olduğunu gördüm. 19. yüzyıldaki içerik bu şekilde. Kent merkezi dışında Cunda’yı da kapsayacak şekilde çalıştığımda bu tespitleri yaptım. Atölye sayıları da oldukça yüksek. Tabakhaneler olduğu gibi yok edilmiş. Depo ve dükkan sayıları da 200’den fazla olduğunu tespit ettik. Bu sayının fazlalığı, ekonomik faaliyetlerdeki gücü de ortaya koyması açısından endüstriyel mirası destekleyici bir unsur olarak ele alabiliriz. Fark nedir? birincisi, çok yoğun bir endüstriyel mirasa sahip ve sanayi hareketleri ile kentleşme hareketleri aynı anda ortaya çıkmış. Ayvalık 1850’lerden sonra sanayileşmeye gidiyor. Sanayileşme ile birlikte kent dokusu şekillenmiş. Eş zamanlı bir sanayileşme ve kent dokusu hareketlenmesinden bahsedebiliriz. Bir anlamda şehir bir sanayi kenti aslında.” dedi.

“ZEYTİNDEN ZEYTİNYAĞI ELDE ETME TEKNOLOJİSİNİN EN GÜZEL ÖRNEĞİNİ AYVALIK‘TA GÖREBİLİYORUZ”

Bölgede doğal mirasla tarihsel mirasın iç içeliğini ele alan Prof. Dr. Abdullah Soykan, anıt ağaç projesinden bahsederek Ayvalık’ta 1100 yaşında bir anıt zeytin ağacının yanı sıra 2 adet 700 yaşında anıt ağaçlar ve yaşı 200’ü aşkın çok sayıda zeytin ağacı olduğunu söyledi. Soykan, “Türkiye’de 183 milyon zeytin ağacı var. bunun 2 milyona yakını Ayvalık’ta. 2 milyon çok az bir zeytin ağacı olabilir ama Ayvalık’ın Türkiye insanına çok önemli bir katkısı var. Özellikle sofralık yeşil zeytin ve zeytinyağı konusunda farkındalık oluşturmuş bir ilçemiz. Bu noktada zeytin ve zeytinyağı Ayvalık için çok önemli. Ayvalık 20. yüzyıl başlarında 22 fabrikası, 1 prina fabrikası, 15 sabunhanesi ile daha o yüzyıl başlarında bile çok önemli bir ilçe olarak karşımıza çıkıyor. Zeytinden zeytinyağı elde etme teknolojisi üzerine araştırma yaptım ve şunu rahatlıkla söyleyebilirim ki zeytinden zeytinyağı elde etme teknolojisi özellikle doğa gücünün kullanılmasıyla beraber en güzel örneklerinden birini Ayvalık başta olmak üzere bu sahada görüyoruz. Ne Midilli, ne Sakız. Ayvalık’ın Türkiye’de zeytin ve zeytinyağına en büyük katkısı farkındalık oluşturmak. Kalite ve aranan zeytinyağı olarak ta çok ön planda olduğunu söyleyebilirim. Ayvalık adalardan ve yarımadalardan oluşan olağanüstü bir morfolojiye sahip. İnsanların burayı gördükten sonra dönmeyi düşünmemelerinin sebebi bu.” dedi.

“BU MİRASI NASIL BİRLİKTE KORURUZ SORUSUNUN CEVABINI VEREMİYORUZ. AMERİKA’YI DEĞİL AMA AYVALIK’I KEŞFEDELİM”

Bergama Belediyesi UNESCO Dünya Mirası ve Alan Yönetimi Birimi Koordinatörü ve Öğretim Görevlisi Yaşagül Ekinci, UNESCO işleyişi hakkında bilgi vererek, “Zeytin ağacının insan hayatına kattıkları, ekonomik ve kültürel zenginliği ile liman kenti Ayvalık olarak ele almak işini biraz zorlaştırıyor ama diğer yandan UNESCO nezdinde uluslararası tanımlandığında farklı özellikleri karşılayabilecek durumda. Ayvalık’ın zenginliğini, harika bileşenlerini anlatmaya çalışıyoruz. Avantajlı kısmı da uluslararası platformda miraslara bu bütüncül yaklaşımla bakılması. Çok zengin bir mimari miras var. Endüstriyel mirası gibi avantajlı bir mirasa sahip. Sabunhaneler, tuzlalar, tabakhanelere sahip. Türkiye’de endüstriyel miras konusunda artan bir farkındalık var.” dedi. UNESCO yolunda yapılan çalışmaların yerel yönetim açısından desteklenmesinin önemli olduğunu vurgulayan Ekinci, “Bu mirasa bütüncül bakıp beraber yönetelim noktasında bakanlar çok başarılı. Amerika’yı değil ama Ayvalık’ı keşfederek, kentin kendi çok kültürlü, çok katmanlı yapısında kendi iç bakışımızı çıkarmamız gerekiyor. Ayvalık’ta böyle bir potansiyel var. Ayvalık’ın endüstriyel mirasını ayrı kılan noktada ayrı tavırları var. O mirasa sahip çıkan yoğun bir kitleye sahibiz. Akademisyenlerin, STK’ların araştırmaları var. Anlamaya ve öğrenmeye çalışıyorlar. Bu çalışmaları belediyenin kurumsal olarak desteklemesi gerekiyor. Ayvalık’ın bu özel ve ayrıcalıklı potansiyelini beraber çalışma, beraber üretme ve beraber yanıtlama potansiyelinin olduğunu anlatmamız gerekiyor. Destekler çok önemli. Bergama için Fener Rum Patriği uluslararası platformda mektup yazdı. Bunun gibi Ayvalık’ta hala günümüzde yaşayan bir kitle var. Kültürel mirasa destek vermiş, ticaret yapmış aileler var. benim Ayvalık’ta geçmişim var diyen gruplar var. Ayvalık’ta yürütülen sürecin farkındalar, memnuniyet duyduklarını ve her konuda ellerinden ne geliyorsa yapmak istediklerini söylüyorlar. Ayvalık bir yol aldı. Ayvalık’ın potansiyelinin yüksek olmasına rağmen bir bu mirası gelecek nesillere nasıl bırakırız? Sorusuna yanıt verilmesi gerekiyor. Anlatacağız, bilgi eksikliğini gidermemiz ve geri dönüşleri almamız lazım. Beraber çalışma kültürümüzdeki eksiklikten dolayı mirası nasıl birlikte yöneteceğiz kelimesindeki birlikte kelimesini başarmak en zorumuz. Deneyimimiz var, ne yapmamız gerektiğini biliyoruz ancak herkes kendi kurumsal yapısını öyle bir sahipleniyor ki bu mirası nasıl birlikte koruruz sorusunun cevabını birlikte veremiyoruz.” dedi.