DÜNYA ÇEVRE GÜNÜ MESAJI KARAAYIT’TAN VERİLDİ

669

Nilgün KAYA

5 Haziran Dünya çevre günü, Karaayıt Kırsal mahallesine giden yaşam savunucuları, Karaayıt köyü mesasının maden şirketine verilmesini protesto ederek,” Meralar köylünündür, Şirketlere devredilemez” dedi.

Ayvalık’ta, 5 Haziran Dünya çevre günü etkinliği Karaayıt Kırsal Mahallesi’nde gerçekleştirildi. Ayvalık Tabiat Platformu, Ayvalık Belediyesi ve Ayvalık Kent Konseyi işbirliğinde organize edilen etkinliğe, ilçedeki STK temsilcileri, Gömeç Çevre Platformu’na, Ayvelo- Ayvalık Bisikletlileri’ne ve vatandaşlar destek verdi.

Ayvalık Tabiat Platformu adına açıklamayı Nebahat Dinler okudu. Açıklamada, “1972 yılında İsveç’in Stokholm kentinde yapılan Birleşmiş Milletler Çevre Konferansı’nda alınan bir kararla, 5 Haziran günü “Dünya Çevre Günü” olarak kabul edildi. O günden sonra her yıl dünyanın her yerinde kutlanan veya çeşitli eylem/etkinliklerin gerçekleştiği bir gün haline geldi. Bizler için Dünya Çevre Günü kutlanması gereken bir günden öte, gezegenin tümünde yaşanan çevre sorunlarının nedenleri ile birlikte dile getirildiği, çözüm arayışlarının ortaya konulduğu bir gün. 5 Haziran tarihinin uzun yıllara dayanan ekoloji mücadelesi yürüten Ayvalık Tabiat Platformu açısından böyle bir anlamı var. Giderek daha da büyümekte olan ekolojik yıkımın çeşitli etkilerini yaşamaya devam ediyoruz. Marmara Denizinde yaşanan vahim durumu Edremit Körfezinde de yaşamak istemiyoruz. BASKİ bir an önce 2016 yılından beri kapalı tuttuğu Ayvalık Arıtma Tesisini çalıştırmalı, sonra da ileri biyolojik arıtma kapasitesine dönüştürmelidir. İklim krizi ise kritik seviyeleri çoktan geçti. Ülkemiz de bu yıkım süreçlerinden fazlası ile etkileniyor. Doğal, kültürel ve tarihi dokusuyla Kuzey Ege’nin incisi olan Ayvalık ve çevresi de şiddetli bir fırtınalara maruz kaldı. Onlarca tekne battı ya da parçalandı; ev ve işyerlerinde de hasar meydana geldi.

Dünya nüfusunun büyük çoğunluğu yıkımın sonuçlarından olumsuz etkilenirken, nüfusun küçük bir kısmını oluşturan zenginler sömürü üzerine inşa ettikleri korunaklı yaşamlarına devam ediyorlar. İçinde yaşadığımız çevrenin olumsuz etkileri herkese eşit yansımıyor. Biz hükümetlerden ve karar alıcılardan iklim krizini durduracak acil önlemler almalarını, Paris İklim Anlaşmasını imzalamalarını, yerel yönetimlerin acil önlemler için harekete geçmelerini bekliyoruz. İklim krizine karşı boş vaatler istemiyoruz! Tüm canlılar için adil/eşit bir yaşam istiyoruz. Yaşam alanlarımızı, havamızı, suyumuzu, toprağımızı, meramızı, canlı cansız, yeryüzündeki tüm varlıkların var olma hakkını savunmak Anayasal yükümlülüğümüz ve hakkımız. Karaayıt köyünde mera talanına dur demek için bugün buradayız! Tarım ve hayvancılıkla geçinen, ülke ekonomisine katkı sunan Ayvalık-Karaayıt köylüsünün kara yazısı, BİLFER Madenciliğin bakır ve demir madeni çıkartmak, işlemek üzere bereketli topraklara yerleşmesiyle başladı.

BİLFER Madencilik, 1950 lerden kalan ruhsat izniyle, ÇED muafiyetinden yararlanarak Madra Barajı dibindeki Ayazment Demir Madeni Ocağı’ndan çıkardığı cevheri işlemek üzere 2008 yılında Karaayıt köyü merasından 125 dönüm yer aldı, demir zenginleştirme tesisini kurmuş, Karaayıt halkı ve Ayvalıklı yaşam savunucularının 1. ÇED iznini iptal ettirmelerine rağmen 2. ÇED iznini de alarak çalışmayı sürdürdü.

Köylünün yaşam ve geçim alanını elinden almaya çalışan şirket, bölge halkına verdiği zarar yetmezmiş gibi sürekli artan bir iştahla faaliyet alanını büyütmeye devam etti. Şimdi de köylünün keçisini, koyununu otlattığı meradan yeniden yer alarak atık deposu olarak kullanacak. Hem de, “Mera, yaylak ve kışlaklar; özel mülkiyete geçirilemez, amacı dışında kullanılamaz, zaman aşımı uygulanamaz, sınırları daraltılamaz” diyen, 4342 sayılı Mera Kanununun 4. maddesine rağmen. Buna karşı #MeralarHalkındır diyerek, Karaayıt merasının BİLFER madenciliğin atık deposu olarak kullanılmasına karşı başlattığımız imza kampanyasında bir haftada binlerce imza toplandı. Karaayıt ve Bulutçeşme halkı da onay imzası vermedi. Böylece Bilfer Madencilik’in Ayvalık- Karaayıt Köyü merasının bir bölümünü atık deposu olarak kullanma talebi, Balıkesir İl Tarım Müdürlüğü’nde 9 Nisan 2021 tarihinde toplanan İl Mera Komisyonu tarafından reddedilerek, mera alanın Karaayıt Köyü’nün kullanımında kalması uygun görüldü. Ancak Bilfer Madenciliğin “Karayıt köyü merası dışında uygun bir depolama alanı bulunmadığı” gerekçesiyle 26 Nisan’da Tarım ve Orman Müdürlüğü’ne yaptığı itiraz üzerine, İl Mera Komisyonu 29 Nisan’da 17 günlük tam kapanmanın ilk günü toplandı. 9 Nisan’da verdiği kararı, 21 gün sonra yok sayarak, Bilfer’in mera tahsis talebini kabul etti. 457 koyun, 405 keçi, 575 kuzunun yaşam alanı olan meranın yaklaşım 120 bin metrekaresi, devasa pasa yığınları ile örtülmek üzere Bilfer Madenciliğe verildi. Böylece, 2008 yılından bu yana madenin yarattığı yıkımın canlı tanığı olan Karaayıt halkının “mera alanı” bir kez daha gasp edildi! Meralar, yaşam mücadelesi veren köylünün en önemli geçim kaynağıdır, pekçok bitki ve hayvan türünün yaşam alanıdır, su dengesini koruyan, erozyonu engelleyen önemli alanlardır. Meralar yem parasına satılamaz! Bir merayı maden sahası haline getirmek, geri dönülmez zararlara yol açar, hem eko-sisteme, hem hayvancılığa darbe vurur. Karaayıt Merası ve diğer tüm meralar, bütün özellikleriyle korunarak köylüye bırakılmalıdır. Atalardan kalan kadim toprakların, meraların Bilfer madenciliğe feda edilmesini kabul etmiyoruz. Komisyonun görevi Bilfer’e yer bulmak değildir. Bilfer Madencilik Mera Komisyonu’nun ilk kararına itiraz ederken Ayvalık Bilfer Düzenli Atık Depolama Tesisi için ÇED Olumlu kararı alındığını öne sürmüş. Oysaki ÇED izninin iptali için Balıkesir İdare Mahkemesinde açmış olduğumuz dava devam etmektedir. Ayvalık Tabiat Platformu olarak süreci takip etmeye, yaşam alanımızı savunmaya, doğanın talanına karşı mücadele etmeye devam edeceğiz.  Karaayıt köylüsü yalnız değildir. Bilfer elini Karaayıt’tan çek” denildi.