AYVALIK ESNAFI: “ KADERİMİZLE BAŞBAŞA KALDIK ”

840

Nilgün KAYA

Pandemi önlemleri kapsamında kapatılan esnafın sorunları gün geçtikçe büyürken Ayvalık’ta esnaf ve sektör çalışanları ile pandemi süreci ve taleplerini konuştuk.

Pandemi tedbirleri kapsamındaki yasakların 62. gününde, Ayvalık esnafı, yasaklar uygulanmaya başladıktan sonra yaşadıklarını, yetkili kurumlardan destek alıp almadıkları ve taleplerini www.gazeteayvalik.com ‘a anlattı. Esnaf ve çalışanlar, gerekli pandemi tedbirleri alınarak sektörün yeniden açılmasını, bu gerçekleşene kadar da sektör bileşenlerinin dükkanları batmayacak, evlerini geçindirebilecek şekilde desteklenmesini istedi.

AYVALIK TİCARET ODASI NEREDE?”

Yıllardır Ege’nin iki yakası arasında köprü kurarak Ayvalık- Midilli arası gemi seferleri yapan Eşref Jale, “2020 yılı Mart başında korona olayları fazlalaşınca seferleri durdurduk. 17 Mart’ta da yazı geldi. ‘Koronadan dolayı sınır kapıları kapandı’ diye. Bugüne kadar yasaklar devam ediyor. 11 aydır hiç bir yere gidemedik. Çalışan insanlarımızı işten çıkarmadık. Devlet tarafından personele 1.136 lira destek olarak verildi. Kaptanlara da 1600 lira verildi. Her zaman çalışır vaziyette olması lazım. Gümrükler, Haziran’ın sonunda açılır denildi. Gemilerin bütün evrakları 1 yıllıktır. Gemi adamlarımız da aynı şekilde sertifikalı. Gemilerin sigortası var. Bu harcamalar hiç durmadı. Başka hiçbir yardım görmedik. Biz tamamen kentimiz için Ayvalık esnafı için çalıştık. Ayvalık’ın ekonomisi canlı tutuluyordu. Şimdi canlılık yok oldu. Esnaf soruyor ne zaman başlayacak? Diye. Ben vergi ödüyorum bu durumda soruyorum Ayvalık Ticaret Odası nerede? Bir yerde bu kadar ödeme yapan, kentin ekonomisine yardımcı olan insanlara destek olunması gerek. Yunanistan’da bizim iş kolumuzdaki insanlara yardım ettiler. Korona öncesi ciroları kadar destek verildi. Ayakta tuttular. Biz bunu da istemiyoruz ama küçücük bir yardım, dalga geçer gibi yardım da olmaz. Ne olacak 1000 lira kira yardımından? 1 yıl idare ettik ama artık idare edilecek gibi değil. Bıçak kemiğe dayandı. Bu kubbe olduğu gibi çökecek. Yalnız bizim değil tüm Avrupa için. Bizi yalnız bıraktılar, kendi yağınızla kavrulun dediler. Arayan soran olmadı. Ayvalık tarafından çok çok üzgünüm bu konuda. 4 Ocak ‘ta açılacak denildi Ticaret Odası diyorlar. Bana ne soruyorsunuz Ticaret Odasına soracaktınız dedim. Ticaret Odasının gayesi ticareti geliştirmek, ticareti yapan insanları geliştirmek ama maalesef Ayvalık Ticaret Odası duran bir kurum. Hadi alsınlar bir sürü pasaportumuz var açsınlar 4 Ocak’ta..”

ESNAFI, ÇALIŞANI DONDURDUN. HARCI, BORCU DA DONDUR. ADALETLİ OL”

Ayvalık’ın sembol mekanlarından Şeytan’ın Kahvesinin sahibi Suat Kaçak, sosyal medyadaki hesabından kimi zaman şiirsel bir şekilde paylaşsa da oldukça dertli esnaflardan biri.

Mikroskopla bile zor görünen bir parçayım.

Dünyanın bütün hekimleri bir araya geldi.

Beni yok edemiyor.

Çünkü ben bu dünyaya görevli geldim.

Bu dünyayı düzeltmeye geldim.

Önce herkesin aklına ölümü koydum

Hiç bir şeyin yaşamak kadar güzel olmadığını gösterdim

Sosyal yaşamanın, birbirinize yardımlaşmayla,

Yakınlaşmayla ne kadar güçlü millet olduğunuzu gösterdim.

Evrenin birbirine ne kadar yakın olduğunu, bu evrende yaşayan insanların birbirlerine

Din, dil, ırk gibi hiçbir ayrımları yapmadan sadece insan olarak görmelerini sağladım.

İmparatorlara, padişahlara, başbakanlara, bir çobana  aynı kaderi paylaştırdım belki görevim bittikten sonra aranızdan ayrılacağım ama yaptıklarım unutulmayacak” paylaşımı dikkat çeken Suat Kaçak, pandemi sürecinde yaşadıklarını şöyle anlattı; Sabah oldu. Yine bir yaprak koptu duvarda asılı saatli maarif takviminden. Yeni bir güne başlarken pencereden geçenleri seyrediyorum. işe gidenler, ‘Çok şükür işimiz var’ diyorlar. Ya gidemeyenler? dükkanı kapananlar, onlar ne yapıyorlar? Yanlarında çalıştırdıkları işçiler ne yapıyorlar? Bir kısım esnaf sanki cezalandırılmış gibi, ‘Hayır, sen açamazsın dükkanını’. İyi be arkadaş, ne yiyecek ne içecek bu insanlar hiç düşünmüyor musun? Tamam, kapattın dükkanımı. Yemeğe, içmeğe de karışmıyorsun bari borçlarıma bir şey yap. Elektrik, su, faturalar geliyor hem de zamlı. Kredi borçlarımıza faiz çalışıyor. Bizi; esnafı, çalışanı dondurdun. Harcı, borcu da dondur. Adaletli ol. 15 gün tüm Türkiye’yi kapat, bitsin bu iş. Bir aşı meselesi aldı başını gidiyor. Her gün 150 vatandaşımız ölüyor. Hala her kanalda değişik profesörler yorumlarla insanların aklını karıştırıyorlar. Bir virüs savaşı veriliyor. Savaşta bile birliğimizi, beraberliğimizi sağlayamıyoruz. Bu kadar bölünme, güvenini kaybetmiş bir adalet sistemi, çarpık deneme tahtası bir ekonomi. Bu çekilen sıkıntıları bizler yani tabandaki halk çekiyor. Birlik olmanın zamanı geldiğini anlamamız lazım. Alla Türk milletinin yardımcısı olsun. Ekonomik şartlar, kapanan mekanlar, işsiz güçsüz dolaşanlar ne yazık ki kimse kimsenin halini sormuyor. Ne genel ne yerel ne de mevki makam sahipleri hiç bir şey yokmuş gibi görmezden geliniyor. Dayanışma kalmamış tam birbirimize sarılacakken sanki herkes kendi kaderine terkedilmiş. İnsanın içi açıyor tabii bu günler geçecek. Gerçek dost, gerçek arkadaşlarımız inşallah belli olacak.” dedi.

KORONA DÖNEMİNDE HİÇKİMSE ARAMADI, KADERİMİZLE BAŞBAŞAYIZ”

Ayvalıkgücü 1 Çay Bahçesini 2016 yılından bu yana birlikte işleten Mustafa Arabacı ve Emine Gözübüyük, yaşadıkları sıkıntılara karşı ayakta durma mücadelesi veriyor. Mustafa Arabacı ve Emine Gözübüyük, “ Kapıya kilit vurduk ve nasıl geçineceğimizi kara kara düşünmeye başladık. Korona döneminde hiçbir yetkili, siyasi, hiç kimse aramadı. Hiçbir yerden maddi, manevi destek görmedik. Kira desteği için başvurduk. Gelirimiz sadece çay bahçesine dayalı. İkimizin de bundan başka bir geliri yok. Hem Çay bahçesinin hem de evlerimizin giderleri hiç durmadı. Çay Bahçemiz kapalı ama elektrik, su, SGK hiçbir gider durmadı. Kapalı olduğumuz dönemde yaklaşık 350 lira su faturası geldi. Elektrik derken giderimiz 1.5 milyar lira. Ayvalık Belediyesi üç ay kira ertelemesi yaptı. Güzel bir başlangıç ancak açıldığına hemen tahsil edecekse yine zor durumda kalırız. 3 ay erteleme yetersiz, açıldığında nereye yeteceğini bilemiyor insan. Bir sürü borcumuz var, bu göz önüne alınarak belediyenin açıldıktan sonra hemen tahsil etmemesini talep ediyoruz. Borç yapılandırması yaptık. Ödemelerimiz bu ay. Nasıl ödeyeceğimizi düşünüyoruz. Kaderimizle başbaşayız. Kapalı olduğumuz dönemde Ayvalık Kaymakamlığına başvurduk. 300 lira yardımda bulundular. Esnaf ve Sanatkarlar Odasına başvurduk, bizi Kızılay Şubesine yönlendirdiler. 1 poşet gıda yardımı yapıldı, iki ortak olarak paylaştık. Bunun dışında Ayvalık Belediyesi Güzel Ayvalık Şirketinden de 250 liralık market fişi verildi. Verilen bu desteklere çok teşekkür ediyoruz.” dediler.

DERDİNİZ NİCEDİR, NE YAPARSINIZ, BİR ŞEYE İHTİYACINIZ VAR MI? DİYE SORAN OLMADI”

Elif Boncuk’un sahibi Elif Konak, “Genel anlamda yeme içme haricinde herkesin sıkıntılı olduğunu düşünüyorum. Biz de buna dahiliz. İnsanlar temel ihtiyaçları hariç çok az şeyi karşılayabiliyor. Korku var çünkü ne olacağı belli olmayan bir ekonomik sarsıntı. Sadece biz de değil dünyada aynı korku, endişe söz konusu ama bir yandan da kişiler alış veriş yapamadığı için, parasını harcayamadığı için sabit gelirler onlar da harcayacak bir şey arıyor. Garip bir şekilde bazen hiç para kazanmıyoruz, bazen de ah nasıl oldu bu diyoruz. Aynı dengesizlik, düzensizlik ticari hayatımızda da var. genel anlamda kışın masrafını çıkarak bir şey olmadı. Zaten zayıftır Ayvalık ekonomisi. Kurslar kapalı, okullar kapalı. Ufak tefek tezgahlar açılıyordu bizim işimizle bağlantılı onlar açılmadı. Herkes birbirine bağlantılı burada. Korona döneminde belki benim açtığım saatler dışında geliyor olabilirler ama bana hiç denk gelmedi. Saat 13.00- 19.00 arası bize gelip ‘derdiniz nicedir, ne yaparsınız, birşeye ihtiyacınız var mı?’ diye soran olmadı. İlk kez bugün belediye mensupları eve gelip sordu ama belediyenin ne yapacağı meçhul, ne yapabilir? Çünkü belli, kısıtlı bir bütçesi var. Hepimiz biliyoruz. Başka yardımlar var devletin tahsis ettiği, onların hiçbirinin kapsamına nedense girmiyoruz biz. Vergi mükellefi olmak, kasa sahibi olmak bütün herşeyi iptal ediyor. Esnaf bir başına kaldı yani. Hiçbir şansımız yok. Hiçbirşey yok yani” dedi.

Elif Konak ile birlikte çalışan Naibe Çelebi, “Pandemi sürecinde yaşadığımız sıkıntılar büyük. Komşumuz olan Midilliden geliş gidiş olmuyor. Perşembe pazarımız sokaklara dağılan büyük bir pazardı. Pazar ikiye bölününce sokaklar boş kaldı. İnsanlar hem alış veriş yapıyor gezerken bize de uğruyordu. Ne yetkili ne de siyasi olarak hiç uğrayan, hatır soran olmadı. Hem esnaf olarak hem de sıradan bir vatandaş olarak hiçbir artılarını görmedik” dedi.

KURUMLARIN BORÇLARI SİLİNİRKEN KÜÇÜK ESNAFA VERİLEN İLGİYİ GÖRDÜK”

Ayvalık’ın özgün lezzetlerini özenle yapıp sunan Paşa Çorba Salonu sahibi İzzet Durko, “İlk başta söylemek isterim ki paket servis ile hiçbir gıda işletmesinin ayakta kalması yada para kazanması mümkün değildir. Hiç kimsenin bilemediği, yaşamadığı zor bir süreçte hepimiz tecrübe kazandık ve bazı şeyler öğrendik. Bu pandemide başta sağlığımızın kıymetini sonra işlerimizin değerini. Günde 18 ile 20 çeşit yemek yapıp bitirirken bir günde 4 çeşide düşmenin ne demek olduğunu anladık ve bazı sektörlerin krizi artıya çevirirken, küçük işletme ve esnaf tabir edilen bizlerin nasıl krizle baş başa bırakıldığımızı, komik vaat ve yardımlarla ‘bizden bu kadar’ edasıyla zorda kaldığımızı farkettik. Yüzde 80 lere varan iş kaybımızın kimi ne kadar ilgilendirdiğini ve arkamızda olduğunu düşündüğümüz kurum ve kuruluşların sadece normal hayatta aidat toplamaya ve imza vermeye, bu tür olaylarda ise hiçbir gücü ve yetkisi olmadığını hükümetin yetkilerini uygulayan kurum ve kuruluşlar olduğunu farkettik. ‘Dertlerinizi biliyoruz, iletiyoruz, görevimiz bitmiştir’ denilip zaten darda olan küçük işletmeciye nefes alması için ucuz kredi ve daha da borçlandıran sistemin son halkası olduğunu gördük. Ne isterdik derseniz; “bize borç para vermeyin” demeyi isterdim. “Elektrik faturalarımızdan TRT payı, okuma payı ya da kdv de indirim yapın. Bu zor günlerde işyerlerimiz normal çalışıyormuş gibi muamele etmeyin” demeyi isterdim. “Su faturalarında hiç olmazsa katı atık almayın” demek isterdik ve bunları dinleyip bizi örgütleyen, toplayan, sorunlarımızı güç birliği yapıp Ankara’ya yollara düşüren örgütler isterdik. Siyasi parti temsilcilerinin de oy zamanı dolaştığı gibi bu zamanlarda da dolaşıp bunları dinleyip, üst kademelerinde dile getirmelerini isterdik. Devletin destek ve yardımına gelince ben an itibaren bunu daha hissetmedim. Zaman içinde ne olur bilemem ama tek birşey söylemek isterim yapılan kira yardımının miktarına bakınca gülmemeyi isterdim kiracı arkadaşlarım adına hiç stopaj alınmayacak denilse o rakamlardan daha faydalı olunacağını inanıyorum. Yıllarca para kazandık, ne olur birkaç ay kazanmasanız ya da cepten yeseniz diyenlere de gücünü göstermek için dünyaya yardım eden siyasetcilerimiz, kurumsalların ayakta kalması için vergi borçlarını silerken 30 sene vergisi ödeyen, borcu olmayan küçük esnafına göstermiş olduğu ilgiyi gördük ve üzüldük ve sağlığın herşeyin başı olduğunu öğrendik. Herşeye rağmen bizden istenildiği gibi dua ettik, hayırlısı dedik. Şükrettik ‘beterinden beteri var’ diye ama beterinden beteri hep küçük esnafa oluyormuş, çok daha fazla dua eden kurumsallar kollanıyormuş onu farkettik ve yine dua ediyoruz. İlkbaharda herşeyin bitmesi için, insanların korkusunun kalmaması için, eski günlere dönebilmek için ama bilinmesi gerekir ki bu bir senede en büyük darbeyi kiracı olan arkadaşlarımız almış, Ayakta kalma adına herkes kredi çekmiş ve işler düzelse bile en az üç sene ancak ayakta kalabilme ve borçlarını ödeyebilme şansını yakalananların mutlu olacağını biliyor ve herkese hayırlı işler diliyorum. Gıda işletmeleri günah keçisi olarak kaldı bu salgında akıllarda. Aynı otobüse hes kodunla 45 kişiyi , AVM’ ye 7000 kisi ile sınırlıdır tabelasını astıranlar, lokanta ve kafelere masa başına bir kişiye bile razıyken, o hes kodu neden bizde geçerli olmadı diye düşünürken içimiz yandı üzüldük ama yanlış yaptık serzenişte bile bulunmadık, bir araya gelip Müslüman tevekkül eder dedik bekledik. “dedi.

 

HİÇBİR YETKİLİ UĞRAYIP NASIL OLDUĞUMUZU SORMADI, ESNAF BUNA DİKKAT EDİYOR”

Antikacılar Pasajından 10 yıldır antikacılık işi yapan Mustafa İşler, “ Genel ihtiyaç olmadığı için sürekli bir satışımız yok. Bazen bir ay iş olmuyor. Buna karşın sabit giderlerimiz sürekli var. Kira giderlerimiz, gıda gibi temel ihtiyaçlarımız. Pandemi sürecinde belirsizlik nedeniyle müşterimiz etkilendiği için bu bize de yansıdı. Pandemi süreci esnaf olarak hepimizi çok etkiledi. Yetkililerden ne bekliyoruz; Avrupa’da yaşananları görüyoruz. Hükümetlerin vatandaşlarına verdiği desteği görüyoruz. Biz böyle bir güvence yaşamadık. Erteleme yapılması önemli değil çünkü süreç bittiğinde katlanmış olarak ödemek zorunda kalacağız. Bu bir yardım değil, günü kurtarma diyeceğim ama bizim günümüzü de kurtarmıyorlar. Ayvalık’ta şu ana kadar hiçbir yetkili uğrayıp nasıl olduğumuzu sormadı. Esnaf olarak yetkililerin bu tavırlarına dikkat ediyoruz. Önemli” dedi.

 

NE OLDU DA PANDEMİDE HERŞEYE BU KADAR ZAM OLDU?”

Sanatçı kimliğini antika merakıyla buluşturan ve bir süredir antika satışı ile uğraşan Zefi Alan, “Süreci en ağır geçirenlerden biriyim. Şöyle diyeyim gelir 2 lira gider 10 lira. Devletin verdiği bin lira, yıllık giderim düşünüldüğünde bunun 10’da biri. Bir süt 1.25 kuruştan 5 lira 75 kuruşa çıkıyorsa durumumuzu en acı ifade edecek bu. Ne oldu da pandemide bu kadar zam oldu. Hala Allah’ın inayetiyle ayakta duruyorum. Sermaye yok. Düzenli gelir yok. Her günüm kime ne satabilirim diye düşünerek geçiyor. Çünkü gelen müşteri yok Ayvalık’ta. Ben organize ediyorum. Gemiyi yürütmeye çalışıyorum. Hayatımdaki en büyük stresin borç olduğunu öğrendim. Eskiden gezmeye giderdim, hayal kurardım. Sanatım için hayal kurardım. O duyguları yitirdim sadece kiramı ödemeye , yiyecek almaya odaklandım. Sosyal devlet deniyor ama başımızdaki partiye laf atarken onların yapamadıklarını belediyelerin kendi küçük esnaflarını korumak adına yapması gerek. Esnafını düşünüp örnek belediyecilik yaparak bizi desteklemelerini beklerim. Ancak arayan soran hiç kimse olmadı. Nasılsınız, ne yapıyorsunuz diyen olmadı. Biz antikacılar yani küçük esnaf Ayvalık’ı Ayvalık yapıyor. Oysa bakıyorsunuz kente 5 tane büyük şirket iş yapıyor. “ dedi.

İŞSİZ İNSANLARI GÖRÜNCE KENDİMİ MUTLU HİSSEDEMEM, ÜZÜLÜYORUM”

Turizmle birlikte 15 yıldır antikacılık işini yürüten Necla Konukman, “Evimde oturdum. Kendimi idare edebilecek durumdaydım. Yalnızım. Çoluk çocuğum yok. Bir kuruş kazanmadım, hep cepten yedim ama benden daha kötü durumda insanlar var. Etrafı görünce, çoluk çocuk, işsiz görünce kendimi mutlu hissedemem ki, üzülüyorum. Genel bir yoksulluk var. İnsan onuru ayaklar altında. Çocuklarını doyuramıyor, isteyemiyorlar, boyunları bükük. Ben en çok ona üzüldüm. Destek konusunda da hiçbir şey yok. Asla olmadı. Bankalarda 3 ay kredi ertelendi ama sonra fazlasıyla aldılar. Gerçek ihtiyacı olan ve zor durumda olanlara yardım edilsin istiyorum Yetkililerden en azından gelip bir hal hatırımızı sormalarını beklerdim. Esnafı yok sayıyorlar bu bir gerçek.” dedi.