“ŞİDDETSİZ YAŞAMAK HAKKIMIZ”

Nilgün KAYA

Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele Günü nedeniyle Ayvalık Cumhuriyet Meydanı’nda yapılan etkinlikte, kadına yönelik şiddet bir kez daha lanetlendi.

Kadının Sosyal Hayatını Araştırma ve İnceleme Derneği (KASAİD) ve Ayvalık Belediyesi işbirliğinde düzenlenen etkinlikte,  Türkiye’de kadına yönelik şiddetin katlanarak artan bir seyir izlediğine dikkat çekildi.

Katılımcıların, ‘Kadına uzanan eller kırılsın’, ‘Tacize, Tecavüze, İstismara son’, ‘6284 hayat kurtarır, uygula’, ‘Şiddetsiz yaşamak hakkımız’, sloganları attığı açıklamada, İstanbul sözleşmesinin uygulanması talep edildi.

KASAİD Ayvalık Şube Başkanı Filiz Karayelli yaptığı açıklamada, “Türkiye’de kadına yönelik şiddet, başta gerek aile eğitimi, gerekse okul eğitiminde toplumsal cinsiyet eşitliği konusunda yapılan yanlışlıklar olmak üzere; iktidarın söylemleri, mahkemelerde çeşitli bahanelerle uygulanan indirimler, cezasızlık, savaş ve militarist politikalar, medyada yer alan programlar ile yine medyada kullanılan dil nedeniyle katlanarak artan bir seyir izliyor. Çok vahimdir ki; Bianet verilerine göre erkekler 2019’un ilk 10 ayında en az 284 kadını öldürdü Türkiye’de. Bu verilere karşın İktidar;  İstanbul Sözleşmesi ve hayati önem taşıyan 6284sayılı kanunu tam olarak uygulamadığı gibi İstanbul sözleşmesini “aileyi dağıtan” bir sözleşme olarak hedef göstermektedir. Şiddetin boyutları ortadayken, İstanbul Sözleşmesi’nin uygulanmaması ve yine sahte din insanları ve tarikatların kadınları birey olmaktan öte gören zihniyetlerinin yansımasıyla şiddet artarak devam ediyor. Sadece kadına yönelik değil çocuğa yönelik de her türlü şiddetin yaşandığını, Adalet Bakanlığı’nın Türkiye’deki çocuk istismarı verilerine ulaşımı engellediğini görüyoruz. “Türkiye’de istismar vakalarıyla ilgili rakamlar, sivil toplum örgütlerinin verdiği rakamlardır. Adalet Bakanlığı veya Aile Bakanlığı’nın herhangi bir veri bankası yoktur   “Türkiye’yi uygulayacağı politikalarla şiddetten arındırması mümkün olan hükümete sesleniyoruz ve diyoruz ki; şiddetsiz bir Türkiye yaratmak mümkün. Bu ülkede kadın kırmızı ruj sürdüğü için tecavüz eden şahsa ‘tahrik indirimi’, fail kravat taktığı için ‘’iyi hal indirimi’’ verildi. Türkiye’de sivil toplum olarak bütün bunlara ve dayatılan sınırlara rağmen sınırları aşan kadınların yılmadan mücadele ettiğini görüyoruz. ‘Mücadele kazandırır’ öyleyse ‘Mücadeleye devam’ Mücadelemizde elbette çözüm yollarını da gösteriyoruz. Türkiye’de başta “Toplumsal Cinsiyet Eşitliği” tanımı yanlış anlaşılmakta ve eşcinsellikle bir tutularak bazı spekülasyonlara yol açmaktadır. Öncelikle anlamının açıklık kazanması ve doğru ifade edilmesi çok önemlidir. Kadın cinayetleri davalarında STK’ların  ‘’Müdahillik’’ konusunda başvurularının kabul görmemesi İstanbul Sözleşmesine aykırıdır. Bu tutum düzeltilmelidir. Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığının avukat yetersizliği nedeniyle kadın cinayetleri davalarını takipte zorluklar yaşanmaktadır. Kadınlara şiddet durumlarında hâkimlerin tedbir kararlarının 10 güne indirilmesi yanlıştır. Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığının kadınlar aleyhine yapılacak yasal değişiklikler söylemleri karşısında sessizliğini koruması rahatsızlık yaratmaktadır. Bakanlığımızdan karşı duruş bekliyoruz. Israrlı takip konusunda failin cezasız kalmasına neden olan suçun karşılığı cezasızlık durumu sorun yaratmaktadır. Elektronik kelepçe konusunda da denetimler arttırılmalıdır. Şiddetle mücadelede STK ve Baroların deneyimlerinden yararlanılmalıdır. Kadın Danışma Evleri İle Kadın Sığınma Evleri’nin sayısı ve işlevi arttırılmalı. Kadının çalışma hayatında aktif rol alması için kadın kotası, eşit işe eşit ücret ve sigortalılık sağlanmalıdır. Nafaka konusunda yasada değişiklik yerine araştırma ile sorunların içeride yönetmelikle düzenlenmesi ve asıl tahsil edilemeyen Nafaka konusuna çözüm üretilmesi gerekmektedir. 18 Yaş altı evlilik suç iken mecliste erken yaş evlilikleri konusunun konuşuluyor olması sakıncalıdır. Bu konuda af kabul edilemez. Şiddet nedeniyle boşanma davası süren ya da boşanmış kişilerin yani kökeninde şiddet olan kişilerin dosyalarının uzlaşmaya gönderilmesi yanlıştır. Aile adı altındaki bakanlık kadın sorunlarını çözmek ve kadına yönelik şiddeti önleyici politikalar üretmek için yeterli değildir. Doğrudan Kadın Bakanlığı kurulmalıdır. Halkımız çocuklarına şiddet uygulamamalı, şiddete duyarsız kalmamalı, göz yummayıp, sessiz kalmamalıdır. Bir kez daha söylüyoruz; Krize, şiddete ve eşitsizliğe karşı gücümüz birliğimizdir. Bu ülke kadınların yakıldığı, çocukların tecavüze uğradığı bir ülke olmayacak! Krize, şiddete ve eşitsizliğe karşı gücümüz kadınların birlikteliğidir. Kadınlara yönelik çalışmalar yapan derneğimizin bağlı olduğu Türkiye Kadın Dernekleri Federasyonu’nun şiddeti önlemek için yönettiği 0549 656 69 69 numaralı ‘’ Aile İçi Şiddet Acil Yardım Hattı’’ vardır. Bu telefon numarası 2007’den itibaren 12 senedir Türkiye’deki tüm illerden ve 23 farklı ülkeden 63.738 kez aranmıştır. Mağdurların % 55 i avukatla görüştürülmüş, % 25 i hukuki destek almış, % 20 si için karakollardan ekip gönderilmiş, kadınlar sığınma evine yönlendirilmiş ya da koruma talebi için hukuki süreç başlatılmıştır.  Ekim 2019 ayında ise bu telefonu 1257 kişi aramıştır. İşte böylesine önemli olan bu telefon hattını Ayvalık Belediye Başkanımız Mesut Ergin KASAİD Ayvalık olarak önerimizi değerlendirerek bazı bilboardlarda halkımızın bilgisine sunmuştur. Bu her zaman lazım olabilecek bu hattı hepimizin bilmesi ve konuya farkındalık yaratılması için önemlidir. Belediye Başkanımızın Kadına yönelik şiddetle mücadele konusunda bununla yetinmeyip, çalışmalarına devam edeceğine inanıyor, tüm kadınlarımız ve Federasyon başkanımız Canan Güllü adına kendisine çok teşekkür ediyorum. Son olarak; Türkiye’de 2008-2019 yılları arasında öldürülen kadın sayısının bugün itibariyle 2 bin 860 olduğunu dile getiren Canan Güllü’nün yaptığı acı benzetme ile konuşmamı sonlandırmak istiyorum. Son 11 yılda bir stadyum dolusu kadın öldürüldü. Diyor Canan Güllü Kadınların sürekli mağlup olduğu bir maç oynanıyor. Skoru en başından belli olan müsabakalar düzenleniyor. Her fırsatta “gol” yemeye mahkûm edilmiş bir kale var sanki ortada. Peki, seyirciler kimler? Ya da, taraftarlar hangi renklerle kendilerini ifade etmekteler? Sizce önemi var mı bu tür ayrıntıların? Tabi ki var. Madem ki bir stadyum dolusu kadın 11 yılda can vermiş, o zaman en küçük bir ayrıntının dahi önemi var. Kadın cinayetleri aslında seyircisi bol bir maçı andırıyor. Haber reytingi de bir hayli yüksek. Kadınların forma rengi; mor, siyah ve sarı. Sararan, moraran ve kararan kadınlarla dolu bir ülke. Bu maçın orta, yan ve dördüncü hakemi de ortada yok, düdük çalanı bulunmuyor. Sessizce oynanıyor. Son düdük ise, an itibariyle beklemede. O düdüğün çalınması için mücadeleye söz veriyor muyuz değerli kadınlarımız. Hepinize saygı ve sevgilerimi sunuyor, güzel bir gelecek diliyorum” dedi.