SİHİRLİ DÜNYANIN TUTKULU KAHRAMANI

Nilgün KAYA

İllüzyonistler Derneği üyesi Niko Ferdinand Haralanbidu, 57 yıldır ‘Ne sihirdir, ne keramet, el çabukluğudur marifet’  cümlesiyle özetlenen,  izleyenlerin şaşkınlık içerisinde takip ettiği illüzyon gösterileri yapıyor. Yaşamını İstanbul- Ayvalık hattında geçiren Ferdinand,  ‘Sihirbaz’ olarak tanınırken  ‘yanılsama ve gözbağcılık’ denilen illüzyon oyunları için bugüne kadar bir ev parasını ‘severek’ harcadığını söylüyor.

57 yıldır illüzyona tutkuyla bağlı olan Ferdinand Haralanbidu, 73 yaşında. 30 yıl bir ilaç firmasında çalıştıktan sonra hafta sonları yaptığı illüzyonu tüm zamanına yaymış.

İllüzyona başlama hikâyesi ise bir hayli ilginç:“Zamanın en ünlü sihirbazı Zati Sungur’du. 16 yaşındayken gazete ilanını gördüm. Onun sattığı oyunlardan aldım. Yurtdışından oyunlar getirtirdi, büyük şovlar yapardı. 5-6 asistanla çıkardı sahneye. Fabrika gibi bir şey kurmuş oyun da üretiyordu. Sonraları 1978 yılında Uzakdoğu’ya gitmiştim. Bir dükkân gördüm, girdim. Mendilleri yok eden, eldeki kelepçeyi yok edip kese kağıdından çıkaran oyunlar vardı. Oradan 10-15 oyun aldım. Akşam otelde hepsini çalıştım. Ertesi gün dönüş yolunda uçak rötar yapınca bu oyunları havalimanındaki insana sundum. Gösterimi herkes beğendi, alkış kıyamet. Çok hoşuma gitti. İstanbul’a gelince Mandreke’nin Gülhane Parkı’ndaki standından da birçok oyun aldım. Öyle öyle geliştirdim. Uzun yıllar esas işim ilaç firmasında çalışmak olduğu için daha çok hayır işlerine gittim. Çeşitli etkinliklerde para almadan gösteriler yaptım. Sokak çocuklarına mesleği öğretmek için aylarca kurs verdim. Yaptığımız çok masraflı bir iş. Aldığınız oyunların kimi binlerce dolar. Evde bir oda dolusu oyunum var. Bugüne kadar kazandığım parayla onların parasını çıkaramam. Belki bir daire alırdım onlara harcadığım parayla. Çoğumuzun asistanlığını eşleri yapıyor. Zorla yapıyorlar. Bir oyun almaya kalksak oyuncak gibi görüyorlar oysa oyuncak değildir bu. Bekarken daha çok oyun alınıyor. Eşim bana ‘İllüzyon oyunu alacağımıza buzdolabımız eskidi’ diyor. En kötüsü de ne biliyor musunuz? Mahallede geziyorum, bakkala mı gidiyorum, ‘Ağabey bir şey yap da görelim’ diyorlar. ‘Daha dün yaptık’ diyorum. ‘Olsun arkadaşım da görsün. Uçur beni, yok et beni’ diyorlar. Copperfield geldiğinde 4 gün peşinden gittim bir şeyler öğrenirim diye. Yanına gittik, bir şeyler istedik. ‘Benim yerim sahne’ dedi.”

6 sene önce Ayvalık’a yerleşen, ara sıra İstanbul’a gidip gelen Ferdinand, illüzyonist Mandrake ve Zati Sungur’dan çok şey öğrenmiş. 10 sene önce TV‘lerde hemen her kanala çıkan, Güner Ümit’in Seda Sayan’ın programlarının yanı sıra ‘30 saniyede şöhret’, ‘Bayanlar baylar’ programlarında gösteri yapan Sihirbaz Ferdinand, Türkiye’deki sihirbazlar arasında en eski ve tecrübelilerden biri.

“İLLÜZYON, TİYATRO GİBİ BİR SANAT”

‘İllüzyon göründüğü kadar zor mu?’ Sorusuna Ferdinand, “İllüzyon göz aldanması gibi algılanabilir. Bence hayat bir illüzyon, insanın doğması ve yaşam bir illüzyon. Bu bir meslek değil, bu bir sanat aslında. Tiyatro gibi bir sanat. Okulu yok. Herkes kendini yetiştiriyor bazen hocası var. Herkesin bir hocası olmalı İllüzyonda. Satın aldığın oyunları bazen yapamıyorsun, fakat hoca oldu mu öğretiyor. Gülhane’de 80-90 yıllarında rahmetli hocam Mandrake, Ertuğrul Işınbak’tan birçok oyun aldım. Onunla arkadaş ve aile dostu olduk. Hocam Mandrake 1985’te İllüzyonistler Derneği’ni kurmuştu. Ben de o derneğin üyesiyim. Eskiden illüzyon daha güzeldi. Bundan 50 sen önce daha gizemliydi. Yapılan şeylerin sırrı vardı. Şimdi internete girdiğinizde bütün oyunları orada öğrenebiliyorsunuz. Benden önce Mandrake birçok düğün salonlarına gider gösteri yapardı. Şimdiki illüzyonistler daha çok okullara gidiyorlar. TV’de de eski gizemi yok.  TV’de sihirbaz varsa çocuklar ekran başına diyorlar halbuki illüzyon sırf çocuklara yapılan bir şey değil büyükler de eskiden zevk alıyordu. Fakat şimdi çocuk işi oldu illüzyon. Birçok kitap ve internet nedeniyle illüzyon eski cazibesini kaybetti. Modası geçmiş gibi görüyorum İllüzyonu.  Türkiye’de 150’nün üzerinde İllüzyonist var. 10 ‘u 50 yılı aşmış İllüzyonist. Sabu,  Deniz, Kemal, Memdoka ve Houdini. Bunlar belli başlı illüzyonistler. Eskiden otellerde, açılışlarda, düğünlerde illüzyon yapılırdı fakat şimdi maalesef sadece okullarda yapılıyor. İllüzyondan para kazanılmıyor. Ancak ilgi odağı oluyorsunuz. Eski cazibesi yok.  İllüzyonun okullara ders olarak verilmesi gerektiğini düşünüyorum. Satranç gibi beyni daha iyi çalıştırır. Daha pratik düşünmeyi saplar. Bence okullara illüzyon dersi konulmalı. Sahneye çıkarken ‘Ne sihirdir, ne keramet, el çabukluğudur marifet’  demek ihtiyacını duyuyoruz.  Biz daha gizemli olduğu için illüzyonist yerine sihirbaz diyoruz. Gençler bir hobi olarak öğrenip yapabilir, illüzyondan para kazanamazlar fakat çevre edinirler. Eskiden illüzyon daha zevkliydi şimdi internette bütün hileleri açıklanıyor. Çalışmadan illüzyon yapılması zor. Çalışmadan yapmaya çalışanların hevesleri kırılıyor.”

ÇOCUKLARA KOLA’NIN ZARARLARINI OYUNLA ANLATIYOR, GÖSTERİLERDE ARTIK CANLI HAYVAN KULLANMIYOR

Ayvalık’ta engelliler ve çocuklarla ilgili etkinliklere özel bir önem veren ve gösteri mekânına 2 saat önce giderek prova yapmaya özen gösteren Sihirbaz Ferdinand, “Çünkü sahnede her zaman bir aksilik olur. Bir şey karışır. Bir oyun ezilmiş, ya da biri ellemiştir. Ben evde hazırlayıp denedim, geldim burada kurdum. Zor bir şey. Oynadıktan sonra toplayıp evde yeniden kuracağım. Oyunlar pahalı. Mesela bir tanesi 3 bin lira. İçinden 8 kafes çıkıyor. Bir ‘kız kesme kutusu’ vardı dışarıda 6 bin dolar. Korkunç bir rakam. Dikkat ve özen göstermek gerekiyor. Gösterilerimi zamanında asistanla da yaptım ama artık yalnız yapıyorum. 10 seneyi aşkın canlı hayvanlarla çalışmıyorum. Hayvanlar zarar görebiliyor diye sahte, kumaştan hayvanları tercih ediyorum” dedi.

Çoğalan şişeler, şişe ile bardağın yer değiştirdiği, konfeti silkeleyen ve sonra tekrar konfeti dolan mendil oyunlarının en beğenilen oyunlar olduğunu belirten Ferdinand, Çocuklara cola’nın zararlarını ve tanımadığı insanların verdiği bir şeyi içmemesi gerektiğini de oyunlarla anlatıyor ve ailelerden güzel tepkiler alıyor.

‘Askerlik anılarım’ adlı bir de kitabı bulunan Ferdinand, “Ayvalık’ta bankaya ya da markete gidiyorum. Mesela bankanın güvenlikçisi,  tam para çekerken, ‘Abi bir şey yapsana görelim, arkadaş görsün” diyor. Ben kendi derdimdeyim ama bir oyun yapsana. Ya da yolda biri ‘Abi beni uçursana, kessene’ bunlar sahne oyunu. Bu nedenlerle insan  bazen bıkıyor sihirbaz olduğundan. Her 10 dakikada bir şey yapsana. Bir duvarcı ustası olsaydım, ‘Abi şu duvarı boyasana görelim’ demezlerdi. Bu nedenlerle sihirbazlık cazip gelmiyor.” dedi.