“ŞİDDETE GÖZ YUMMA, SESSİZ KALMA”

1761

Nilgün KAYA

Kadının Sosyal Hayatını Araştırma ve İnceleme Derneği Ayvalık Şube Başkanı Filiz Karayelli, Türkiye’de son 7 yılda kadın cinayetleri % 1400 arttığını belirterek, 25 Kasım Uluslararası Kadına yönelik Şiddetle Mücadele günü nedeniyle bir kez daha hatırlattı;  “Kadının insan haklarının temel insan hakkıdır.  Kadına yönelik şiddete göz yumma, sessiz kalma, gerekeni yap”

Karayelli tarafından yapılan açıklamada, “25 Kasım; Dominik Cumhuriyetinde Mirabel kardeşlerin uğradığı, insanlık tarihinde kadına yönelik alçakça ve vahşice yapılan şiddetin yıldönümü, bir insanlık ayıbıdır. Aynı zamanda savaşa, sömürüye, yoksulluğa karşı bir başkaldırının öyküsüdür. Bir 25 Kasım’a daha ulaşırken her yıl kadın dernekleri  olarak yaptığımız basın açıklamaları, eylemler ve uyguladığımız projeler ile hükümet yetkililerince yapılan tüm diyaloglara rağmen  günümüzde en ilkel toplumlardan, en gelişmiş toplumlara kadar bütün kadınlar giderek artan oranda fiziksel, cinsel, ekonomik ve psikolojik şiddete uğramaktadır. Türkiye’de son 7 yılda kadın cinayetleri % 1400 artmıştır. Şiddetin yaşam hakkına tecavüz eden yanı olan kadın cinayetlerinde ne yazık ki artış devam etmektedir.2016’da toplam 328 kadın öldürülmüşken, 2017 yılının ilk 10 ayında öldürülen kadın sayısı 339 dur. Diğer şiddet türlerinde de tam olarak sayısal tesbiti çok zor olmasına rağmen giderek artış olduğu görülmektedir. Derneğimizin bağlı olduğu Türkiye Kadın Dernekleri Federasyonu’nun bir hizmeti olan ve yurt içi ve yurt dışı bağlantısı olan 0212 6569696 – 0549 6569696 numaralı Aile içi şiddet acil yardım hattı’na 15 Ekim 2007-1 Kasım 2017 tarihleri arasında aile içi şiddetle ilgili başvuran sayısı 26.909 dur. 1 Ekim – 1 Kasım 2017 tarihleri arasında hattı şiddetle ilgili arayan sayısı 206 dır. Kimler daha çok şiddet uyguluyor ? dersek kadına yönelik şiddetin normal görüldüğü kültürde yetişenler, düşük eğitim seviyesine sahip olanlar, çocukluk döneminde şiddete uğrayanlar, alkol bağımlılığı ve anti sosyal kişilik özellikleri taşıyanlar, çok eşli olanlar ve kadınlar tarafından sadakatsizlikle suçlananlar. Hangi kadınlar daha çok şiddete maruz kalıyor? diye sorarsak  daha önce şiddet gören kadınlar, kendisi de çocuklarına veya başka kişilere şiddet uygulayanlar, evlilik sorunları yaşayan kadınlar, boşanmış veya boşanmak üzere olanlar, düşük eğitim seviyesi ve maddi gelire sahip olan kadınlar diye sıralayabiliriz. 1985 yılında B.M lerin imzaladığı ‘Kadınlara Karşı Her Türlü Ayırımcılığın Önlenmesi Sözleşmesini (CEDAW)  Türkiye’de imzalamıştır. Sözleşme, taraf ülkelere, kadına yönelik şiddet ve ayırımcılığa karşı gerekli yasal düzenlemeleri yapma ve şiddeti ortadan kaldıracak çözümler getirme sorumluluğu getirmiştir.Ayrıca Türkiye’nin de imzaladığı Kadına Yönelik Şiddet ve Aile İçi Şiddetin Önlenmesi ve Bunlarla Mücadeleye ilişkin Avrupa Konseyi Sözleşmesi olan İstanbul Sözleşmesi imzalayan ülkelere şiddet türlerini önlemek için gerekli yasal önlemleri alma yükümlülüğü getirdi.Ancak bu gün devlet politikalarına baktığımızda kadına yönelik şiddeti önlemede yetersiz kalmaktadır. Zihniyet değişmesi için devletin bir programı yoktur. Devlet  kadına yönelik şiddeti açıkça kınamalıdır.İş hayatında kadın  kotası, sosyal güvenlik , eşit işe eşit ücret,  işyeri kreşleri vb. uygulamalar getirilmeli, Kadın Danışma Merkezleri ve Kadın Sığınma evleri sayısı ve işlevleri  arttırılmalıdır. Medya’nın kadın ve çocuklara yönelik şiddeti malzeme olarak kullanması engellenmelidir. Cinsiyet ayırımcı yasalar ve politikalar kaldırılmalı, kadın örgütleriyle işbirliği yapılarak eğitim projeleri geliştirilmelidir. Şiddet sorumluları mutlaka yargılanıp, caydırıcı cezalar verilmelidir. Mağduru suçlu bulan zihniyetten uzaklaşılmalıdır. Bizler KASAİD’li kadınlar olarak kadının cinsel, fiziksel, psikolojik bütünlüğünün dokunulmaz olduğunu, kadının insan haklarının temel insan hakkı olduğunu bir kez daha vurguluyor, halkımıza, hükümet yetkililerine ve tüm siyasilere kadına yönelik şiddete göz yumma, sessiz kalma, gerekeni yap! diyoruz” dedi.